* bugün çok karamsarım. hiç olmadığım kadar hem de...
blogumun ,beni yakından tanıyan iki kişi tarafından okunduğunu düşünecek olursak istediğim gibi her şeyi yazmakta özgürüm sanki :)
dün zorla bunalıma girdikten sonra , bugün karar verdim bunalımda olmak hoşuma gidiyo... nasıl bi psikopatlıksa bendeki anlamadım...
* ayakkabı almak istiyorum ama gönlüme göre bir ayakkabı bulamadım... güzel modellerin olduğu bi yer bileniniz varsa bana bi sölesin :)
* gnoçki yaptım eve gidince pişirip yiyeceğim acaba nasıl oldu merak ediyorum. dünya mutfaklarına sardırmış durumdayım bu aralar. yanına da bi de değişik kokteyllere de sardırmak istiyorum ama sanırım evim bunun için pek müsait değil.
* sormak, sorunca tatmin edici cevaplar alamamak. tatmin edici cevaplar alamayınca sorgulamaya başlamak. ama sorgulamak istememek... sorgulamaya gereksinim duymamak, böylelikle yaşamak istemek. hür ve mutlu
* hür deyince 3 hürel vardı zamanında.
* korkularla yüzleşmek/ yüzleşmemek / yüzleşmeyi istememek.
*iradeyle verilen mücadele sonrasında, iradeyi yendiğimi düşünüyorum. ama öyle de sanıyor olabilirim...
* en sonunda kaderci olmak...
The Tea Party - Temptation
30 Nisan 2008 Çarşamba
29 Nisan 2008 Salı
zorla bunalıma sokulmak
bir insan zorla bunalıma sokulamaz değil mi? ama oldu! bu benim başıma geldi...
etrafımda herkes " bugün neyin var? çok sessizsin, hayırdır?" gibi sorular sorarak beni sonunda bunalıma sokmayı başardılar. helal olsun! çok sağolun.
oysaki ben ne kadar da mutluydum ve rahattım. tamam sessiz duruyor olabilirim ama gerçekten normaldim bir şeyim yoktu. söylendi söylendi herkes sonunda ne oldu bunalıma girdim... hayır ben her dakika mutlu olmak zorunda mıyım? ya da her dakka enerjik olmak zorunda mıyım?
ve bugün şuna karar verdim; bunalımda olduğum zaman daha mutlu oluyorum! sahte bi mutluluk ama oluyor işte, çok da enerjik oluyorum... sahte bi durumlar oluyo o zaman. işte o zaman ben hem kendimi hem etrafımı kandırmaya çalışıyorum bence..
Vertical Horizon - Echo
26 Nisan 2008 Cumartesi
yalancı - mum - mim
* yalancının mumu erken sönermiş....
bu blog işini çok fena saklamaktayım ama bir gün yakalanıcam diye çok korkuyorum...yakalandığımda ne kadar güven verici bir insan olduğum da ortaya çıkacak tabiki bu duruma düşmek istemiyorum.
* bilkentin may festine kenan doğulu gidiyormuş, ben de gitmek istiyorum..
* çok dertliyim ve gerçekten derdimi anlatamıyorum. çok sıkıntılıyım. sıkıntımın geçmesi için her şey benim elimde bunun da farkındayım ama toparlayamıyorum kendimi...
* stajımın bitmesine 5 ay kaldı ve ben çok boş bir hayatım olduğunu düşünüyorum. hiçö bir şey yapmadan geçiriyorum günlerimi. en büyük derdim hafta sonu ne yapsam? nereye gitsem? bunlar üzerine o kadar çok kafa patlatıyorum ki yakında kendim patlıcam...
* saçlarımla uğraşasım, hatta alışveriş bile yapasım yok sanırım bunalımda da değilim :) ama bi sıkıntılıyım yani nedenini bilmiyorum. çok bi alkol alasım var ama alamıyorum da :s
* sena beni mimlemiş onu yazayım :) ben lisedeyken daha çok kitap okurdum, ünideyken okumazdım çok ders kitaplarım canıma yetmişti. bu ara okumayı planladığım kitaplar anna karenina 2-3-4 ciltler, buket uzuner'in kumral ada mavi tuna adlı kitabını yıllarönce okumuştum tekrar okumak istiyorum. bi de elif şafak'ın med- cezir ve şehrin aynaları kitaplarını okumayı planlıyorum :) bu kadar umarım yeterli olmuştur. hmmm ben kimi mimlesem acaba?? bridget ve pamukkumu mimliyorum :))
Kenan Doğulu - Aşkım Aşkım
24 Nisan 2008 Perşembe
anestezi- etki altında kalmak
* dün gittiğim anestezi filminin etkisi altında nasıl kaldığımı anlatamam... film çok basit esasında, efekt yok, hiç bişi yok normal bir film. germek için hiç bir şey yok. ne bir müzik ne bir aksiyon.. ama film o kadar gerici bu konuda baştan uyarılmadığımız için sinirlerimiz bozuldu.
filmin bu kadar basit olması etkisi altında kalınması için yeterli bir neden sanırım. bu kadar basit ama bu kadar herkesin başına gelebilecek bir şey... neyse daha fazla anlatırsam filmin sonunu da söyleyeceğim. yapaım böyle şeyler dayanamam o nedenle bu konuyu daha fazla uzatmayayım...
* detoksa başlayacağım, kendimi psikolojik açıdan hazırlamaya uğraşıyorum. başladığımda gün gün anlatıcam detoksa maceralarımı :) yanıma arkadaş arıyorum... beni denetleyecek birini var mı yardımcı olmak isteyen? :)
* kaybedeceğimi düşündüğüm bir dava hakkında esas hakkında beyan vermem lazım. nasıl yapacağım bilmiyorum.. elimde hiç kaynak yok. hakimin fikrini değiştirebilecek.. ve müvekkil de çok kötü bir durumda of çok zorlanıyorum çok
* artık gelecek hakkında bir şey düşünmeden anı yaşamaya karar verdim. çok zor olacak bu benim için ama kararımı uygulamaya çalışacağım. ikizler yükseleni olan bi insan için çok zor aldığı bir kararı uygulaması. anında fikir değişebiliyo :S günlük yaşayacağım bundan sonra gerçekten sonuçta kendi psikolojimi bozuyorum abuk subuk şeyler düşünerek. bugün yaşadığım şeylerden dolayı çok mutluyım mesela :) bakalım yarın neler olacak.
* her gün bisiklete binmeye karar verdim bundan sonra. hatta işe de bisikletle gidip gelmeyi düşünüyorum ama bakalım işalla yapabilirim :) ahaha yalnız komik bir görüntü olacak döpyesle bisiklet süren bir insan :P kask falan da alayım bare :) kendime sevimlilik kayatım biraz. çok sevimsiz olduğumdan dolayı ihtiyacım var biraz daha sevimli olmaya :P ehehe
* kararsızlıklardan kurtulmak istiyorum, midem bulanmasın, başım dönmesin, sırtım ağrımasın istiyorum
Piiz - Sen Yokken
23 Nisan 2008 Çarşamba
sabit fikirli miyim?
olabilirm, neden olmasın. evet evet öyleyim....
hatta bi de inatçı ve baskıcıyım...
18 Nisan 2008 Cuma
başka işim yok mu benim ya?
sapkınlık boyutunda insanların ellerine, kollarına, yüzlerine, kıyafetlerine dikkat ediyorum... ve bunu uzun bi süredir yapıyorum. hıncal uluç edasıylan oturuyorum televizyon karşısına kim ne giymiş? kimin eli nasılmış? ya da adliye koridorlarında ya da efendime söleyeyim oturduğum bi yerde bunlara dikkat eder oldum.
ben kendime "başka işin yok mu kızım senin? bu konuda kendini bilirkişi mi ilan ettin ayol? sanane insanlar ne giyerse giyer. illa senin zevkine göre giyinecek değil ya insanlar..."
kendim bana " ya ama gerçekten çok komik oluyo bazıları, çok abartıyolar bi şekilde. bi şey fazla oluyor nedense, gözüme batıyor dikkat etmeyeyim mi ya?"
ben kendime "alla alla sanane! insanlar senin istediğin şekilde giyinmek zorunda değil!"
kendim bana "........"
doğru söze ne denir? ben'in kendime söylediğim şey çok haklıydı :))
beyaz showu izliyorum da, ben ne "LOST" izlerim ne oradaki oyunculardan haberim var... ne de türkiye'ye gelen bu amcayı tanırım... artı kendisini hiç de beğenmedim fotolarına baktığımda...
herkes de aynı dertten muzdarip galiba izlemiyorum lost deyince "aaaaaaaa nası izlemezsin? bence izlemelisin" kardeşim izlemicem sanane!!!!! sanane!!! keyfimin kahyası mısın ya?
bu dayatmacalık neden?
(bu bergüzar korel acaba içine sütyen giymemiş mi?)
aaa sütyen deyince aklıma geldi, bizim ünide bi hocamız vardı kendisi 1. sınıfta Türk Dili dersimize girerdi. adam gerçekten manyaktı sanırım. kelimelerin doğru yazılışlarını sormuştu finalde hatırladığım kadarıyla 5 kelimenin doğru yazılışını sormuştu. bunlardan 2 tanesi menapoz ve sütyendi, inanın doğru yazılışlarının ne olduğunu hala bilmiyorum o zaman da bilmiyordum...zaten kaldım dersten... sonra hocanın sapık olduğuna karar verdik :) her neyse öyle :)
Bugün müzik yok - fonda beyaz show :)
17 Nisan 2008 Perşembe
deja vu
az önce moviemax'te bir film izledim adı "özgürlük yazarları" filmi izlerken nedense baya bi deja vu oldum. ben bu filmi bi şekilde bi yerde izlemiştim sanki diye sonra düşündüm taşındım, benim izlediğim filmde başroldeki öğretmen hillary swank değil michelle pfeiffer'dı.
baya bi etkilenilmiş gibi geldi bana. gerçi ben "dangerous minds"ı çok küöükken izlemiştim, aradan yıllar geçti filmin ayrıntısını hatırlamıyorum çok, ama hemen hemen aynıydı :)
bir öğretmen, çetelerin olduğu bir mahalleye gider orada öğretmenlik yapmaya başlar, sorunlu çocuklardır... öğretmeni terslerler sonra öğretmen birden kankaları olur.. aynı hikaye :D
gereksiz bi post oldu sanki
15 Nisan 2008 Salı
off
iki gündür rahatsızlığım nedeniyle evde yatmaktayım. ama gerçekten yatıyorum... yatakaldım yatakta daha da 2 gün daha yatmam lazım ama ben daha fazla dayanamıycam ve yarın iş hayatıma tekrar döneceğim çok sıkıldım evde... dün hele kımıldayacak halim yoktu. şu anda daha iyiyim ama belimde ufak bir problem var :S yatarak geçebilecek cinsten bişimiş anlamadım ne yaptım da oldu...
neyse sıkıcı b, konu odu
evde yatarken bütün kadın programlarını izledim, bazı gerekli bilgiler öğrendim :) ahhaa ve daha sonra internette bir gezeyim dedim, mesela cameron diaz'ın son halini görünce kendisinin ne kadar çirkin ve pürüzlü bir cildi olduğunu gördüm, şaşırdım..
şimdi de binbir geceyi izliyorum, arkadaşlar takıldığım bir nokta var, burada bir kız var küçük ama güsel ama embesil gibi!!! neden böyle salak rolü yapıyo? ya da neden daha güsel rol yapan bi kız almamışlar diziye.. bu kız çocuğu bı kadar salak olmasına rağmen erkek çocuk neden çok akıllı görünüyo?
şehrazat neden bu kadar bayık? baş roldeki kadın bayık olunca dizi tutuyosa ben de bayık olsam benim oynayacağım bi dizi de tutar mı? :s ve şehrazat neden gerizekalı? kocası hamile kadın olan nişanlısını terketmiş diye evi terkediyo? ilginç şeyler olabiliyor tabii...
ülkemin insanları gerçekten kafayı yedi... önceleri babalar eşlerini ve çocuklarını cinnet getirmek suretiyle öldürürken şimdi çocuklar annelerini, babalarını, anneler kocalarını ve çocuklarını öldürebilmekte... durum vahim, ekonomi mahvolmuş binlerce üniversite mezunu işsiz var... yazık bizlere yagerçekten yazık. 4 yıl hukuk fakültesinde okuyup ondan sonra ayda 800YTLye bi yerlerde çalışmak normal mi?! yazık bize ya...
yeter artık bi bakın halka da görün insanlar ne halde, kendi karılarınızın başını burbery eşarplarla örteceğinize biraz da halkla ilgilenin ya da yapamıyosanız defolun gidin artık!
gerçekten böle şeylerden bahsetmek hiç istemedim blogumda, sadece kendi hayatımdan kareleri yazmak istedim ama olmadı dayanamadım gene...
11 Nisan 2008 Cuma
iki arkadaşım var, sevgili bunlar...
gerçekten ikisini de sevmiyorum...neden bilmiyorum ama sevmiyorum. hayır yani gerçekten biraysel olarak da çift olarak da sevmiyorum onları...
böle sevgi pıtırcığı hallerini, yanımızda birbirlerine bademcik ameliyatı yapmalarını ıyhh
10 Nisan 2008 Perşembe
maddi dar boğaz
maddi bir dar boğaz içerisindeyim, bu dar boğazdan nasıl çıkacağım? gereçkten ciddi bir bütçe yapmam lazım. para nasıl yetişmiyor anlamış değilim, ayağını yorganına göre uzat diye boşuna dememiş atalarımız ama ne kadar uzatsam da olmuyor...
ne yapsam olmuyor, yani illa bi yerden bi açık veriyorum... açık vere vere bi hal oldum, benim bütçemi idare edecek birine ihtiyacım var... ooof yani ankarada param yetiyor ve artıyordu, ev kirası, faturalar vs. olduğu halde param artıyordu. ama burda ne ev kirası var, ne de başka türlü bir masraf ama para yoooook yetmiyyooooo!
bi de ailemle yaşamıyor olsaydım, neler olacaktı?
sanırım gece gezmelerime de bir son vermem lazım, hem bütçem de hem de bünyem de büyük bi delik yaratmaya başladı. evet bütçemi idare edemememin sebebini buldum sanırım, alkol almamalıyım artık. ne yapıp ediyorum, hafta içi para harcamayıp, hafta sonu bütün paramı alkole yatırıyorum. ama vücudumun herbir karesi haftasonu yaklaşınca "hadi eğlenceye, hadi alkole" demeye başlıyor bana.
ben de dayanamıyorum haliyle "e hadi o zaman gidelim" diyorum. "ama çok alkol almak yok" diye de ekliyorum. hiçbir şey yapamasam illaki evde bi kadeh şarap içiyorum...
kadınların sarhoşluğu da pis oluyor bence, ben de sarhoşken kendimi pek sevmem. ama benim sevdiğim şey alkol almış kafa :) biraz almaya başlayınca, başın hafif dönmeye, biraz eğlenceli bi hal almaya başlayınca işler işte o halimi çok seviyorum... ondan alkol almak istiyor bu vücut...
başımda bir dönme problemidir gidiyor, pek bir anlam veremiyorum bu duruma,aynı zamanda başım ağrıyor, aynı zamanda midem bulanıyor...
ya bi reklam var hani, kazım kanat falan oynuyo bi benzin şirketinin, koca koca adamlar takımlarının otobüsleriyle oynayıp abuk subuk sesler çıkarıyolar. bildiniz mi o reklamı? bence çok itici bi reklam, yolda benzinimin biteceğini bilsem yolda kalacağımı bilsem gene o benzinciden benzin almam.. almam böle inatlarım vardır....
o kadar tuhaf olaylarla karşılaşıyorum ki bu ara, evlerinde karıları bulunan kocaların başka kadınlara sarkması... ne kadar iğrenç... adamların borçları için karılarının koşuşturmaları, adamların da paralarını diğer kadınlarla yemeleri... karılarının bu durumdan rahatsız olmamış gibi görünmeleri.... tuhaf...
Piiz - Hadi Denizim
8 Nisan 2008 Salı
bugünlerde canım nedense sıkkın
hayatımda bir takım değişiklikler olmaya başladı sanki, bu durum sinirimi bozuyor mu? bozmuyor, ama gene de canım sıkılıyo...
mesela arkadaş çevrem değişiyor, hem de baya bi değişiyor.
tarzım ve tavrım değişiyor...
beğenilerim değişiyor...
isteklerim ve beklentilerim değişiyor...
kriterlerim değişiyor...
baya baya her şeyim değişiyor. mesela eskiden topuklu ayakkabı giydiğimi düşünemezken, şimdi neredeyse her gün giyiyorum ve bundan büyük bi zevk alıyorum...
eskiden kıskanç erkeklerden nefret ediyordum, artık hoşuma gidiyorlar...
eskiden eskişehiri sevmezdim artık sevmeye başladım. hatta yağmur yağdığında ayrı bir güzellik geldiğini düşünüyorum. yağmuru da sevmem ben mesela. ama bu şehirde nedense insanlar yağmur yağınca salaklamıyolar. paniklemiyorlar sakince durup yağmurun geçmesini bekliyolar, ya da yavaşça şemsiyeleriyle yürüyorlar. tedbirliler sanırım burdaki insanlar.
ben de şemsiye taşımayı sevmem ama yağmurda yürümek hoşuma gidiyo nedense :)
arabalar da abartmıyorlar, ıslatmıyorlar insanları. ankaradayken mesela ben nefret ederdim yağmur yağmasından. rogarlar tıkanırdı sel götürürdü her yeri. arabalar su sıçratırdı. burası öle değil ama ...
neden bilmiyorum hoşuma gidiyor :)
yeni arkadaşlarımı çok seviyorum. haliyle onlar bir günümün neredeyse tamamındalar. gün içinde görüşemezsem akşam msnde bi şekilde görüşüyorum onlarla, sohbet etmek ayrı bir keyif veriyor bana...
ayrıca aşık olmak istemezdim. aşk benim için kötü bir şeydi, bu konuda sanırım hala görüşüm biraz katı. ama aşık oldum. aşık olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. mutluyum
yaşadıklarımdan pişmanlık duymamayı öğrendim mesela zamanla :) ben benim artık beni kabul eden böyle etsin, etmeyen etmesin :)
5 Nisan 2008 Cumartesi
gel gel gel geeeeeel :D
şu anda konserden gelmiş yorgun bitap bir insanım :S ahaha ama bunları sizle paylaşmak istedim sevgili arkadaşlarım :)
gripin konseri vardı arkasından da biraz clup eğlencesi yaptık ama çok eğlenceliydi gerçekten. uzun zamandır bu kadar oynadığımı bilmem yani :)
gecenin olayı benim gitariste bakarak "gel gel geeeeel" diye bağırmam oldu. ben çağırdım ama o gelmedi ben ne yapayım. ben gideyim o gelmiyosa dedim ama ona da izin vermediler :) kendi kaybetti canıımm :p benim kadar güsel "gel gel geeel" diye bağıran bir insanla daha karşılaşamaz. he bana ne oldu sesimin kısıldığıyla kaldım :p
güseldi eğlendim. güsel söledi abim gene :) "girmiş kanıma bi kere zehir, çıkmaz artık kolay değil, gelsin biri gitsin biri sikicem gelmişi geçmişi" nidalarıyla bitti konser :) ihtiyacım varmış. yarın akşam da balodan sonra şööle genç bir grup halinde de gitmek istiyorum eğlenmeye :P ahhaha alışmış kudurmuştan beterdir diye boşuna dememiş atalarımız :)
ah dostlarım yatıp uyumaya ihtiyacım var ama ne olacak bilemedim benim sonum. gece yatmayı, sabah kalkmayı beceremiyorum, annem hep böle der :S bu saatlerin alınması işi beni mahvetti. hava da bi öyle bi böyle insana sinir basıyor yahu!!!
neyse gel gel gel geeeeeeeeeeeeeeeel :)
3 Nisan 2008 Perşembe
dün akşam üstü başıma gelen şeylerden sonra dedim ki kendime
" komik bi insansın ondan bunlar senin başına geliyo"
kendim de bana dedi ki " ne komikliği ayol böyle komik bir şey olabilir mi? bu şey komik olabilir mi?"
ben de kendime dedim ki " aaa niye öle diyosun gayet komikti, söylenmedim hiç hatta eğlenceli bi yan da buldum bu başıma gelen şeyde"
sonra kendim beni pek umursamadı, ciddiye almadı...
nayse ben başıma gelenleri anlatayım bare size, dün akşam üzeri bizim büronun müdavimlerinden (müdavim dediğime bakmayın yani öle işi düşen bir insan değil, işi olmadan boş boş oturmaya gelen biri) biri geldi... bıd bıd bıd vıd vıd vıd konuşuyo ama neler neler artık herkese bay gelmiş durumda biz de kaçtık bürodan bir kişi ile birlikte kurtulduk diye de seviniyorduk. hava da güzeldi ben de yürüyerekten otobüs durağına gittim, müzik de dinliyordum. her gün başıma geldiği gibi dün otobüsü kaçırmamıştım bu nedenle çok mutlu oldum. mutluluktan hiç bir şey düşünemez olmuştum :) ondan sonra otobüse bindim ve inmeme bir durak kala anahtarımı evde unuttuğum ve annemin evde olmadığı geldi aklıma :S ne şans ne şans....
esas komedi bundan sonra başlıyor. başladım sitenin içinde dolanmaya, biraz büyük bizim site gez gez bitmedi zaten. neyse ondan sonra markete girdim gözüm dönmüştü büyük boy rufles max aldım :) ben yaparım arada böle şeyler kocaman cipsi alıp onu yerim :) ondan sonra ben bitiremedim tabi
ama bgn akşam yiyeceğim :)
neyse işte böyle dün başıma gelenler. bugün başıma gelenler de komikti. saati olmayan bi duruşmada sıra bekledim. bu da tamamen yol yordam bilmememden kaynaklanıyor. :S ama olsun napayım arkadaşım vardı onunla sohbet ettim :) sonra hakim bey aldı bizi almadı esasında zorla soktuk kendimizi gözüne ama duruşmadık bile :S bi duruşma günü verdi yolladı bizi :P ehheh öle işte
bunlar acaba ben komik olduğumdan mı yokda talihsiz olduğumdan mı başıma geliyor anlayamadım...
2 Nisan 2008 Çarşamba
sadece rüyamda mutlu olmaktan da sıkıldım. neden rüyalar gerçek olmaz ki. yalanı mı yaşıyorum ne yapıyorum ben anlayamadım...
hava ısınırsa gelirim belki kendime. ama onun ısınmasına da çok var :(
dostlarımı özledim. hepsini yanımda istiyorum.. gülüp eğlenmek istiyorum...
of gerçekten kendimden tiksindim artık :S
neden ben? neden bunlar benim başıma geldi? ben normal kimseye zararı olmayan bir insandım. ama yalnız da değilim etrafımda var böle durumları olan insanlar. nolur beni yalnız bırakmayın...
*akp'nin artık meydanı boş bulmasını istemiyorum. adamlar durmuyor. daha hala uslanmadan anayasa değişikliği yapmaya uğraşıyorlar.... darbe olmadan rahat olmıcak bunlar sanırım...
bu kadar ayırımcı bir paket olabilir. bu kadar kanun yapma tekniğinden uzak bi hükümet, bu kadar başı boş bir yasama olabilir...
Teoman - Gönülçelen
1 Nisan 2008 Salı
ebelemece :D
ben böyle şeyleri çok severim :) hemen yazmaya koyulayım akşama kadar anca biter zaten, ama ondan önce bugünkü duruşmamı anlatayım, hiç heyecanlanmadım :D gerçekten aşırı bi sakinlik vardı üzerimde nedense :) rahat rahat girdim çıktım. cuma günü de iki adet var artık adliye koridorları beni bekliyor :D ehehe
şimdi de gelelim ebelemece sobelemece olayına, ben hakikaten böyle şeyleri çok severim. bridget saolsun beni bi sobelemiş hemen başlayayım. sanırım açıklamasız olarak ilk aklıma gelen şeyleri yazıcam :)
a- Ankara
b- adı lazım değil :) baş harfi
c- kardeşim
ç- çikolata
d- deniz
e- erik
f- fatura :S
g- gripin
ğ- simiti hatırlatıyo bana nedense
h- ahaha kahkaha atmak geliyo aklıma başka da bişi gelmiyor
ı- zayıf olmak
i- noktalı zayıf olmak
j- yabancılar hep böle isimlerinin baş harflerini falan kullanıyolar ya o geliyor aklıma mesela cj falan
k- bobişimin adının baş harfi
l- limoon, hatta soda limon, ya da votka limon gibi şeyler geliyor aklıma alkolik miyim neyim?
m- mandalina çok severim, metin günday (idare hukuku profum)
n- nana nanana nana nanana pamelanın böle başlayan bi şarkısı vardı :D
o- adı lazım değil :) baş harfi
ö- gene deniz geliyo, çünkü deniz özgürlük demek benim için
p- pelin, nil karaibrahimgilin şarkısı çok severim, bi de pamukkkumm
r- rintintin arabama verdiğim isim :) tintin gittiğimiz için bu adı koydum
s- ev arkadaşım
ş- hiç bişi
t- tekilaaaaaa
u- valla gene hiç bişi gelmiyo
ü- üniversite hayatım :))) :(((
v- vega, bi de vekalet harcı (yeni yatırdım da )
y- yargıtay ve bitmek bilmeyen içtihatları
z- zuzuuuuu
bu kadar saçma bir liste olamaz sanırım :S ahaha
ben de pamuukkumu sobeliyom :D o da yazsın bi zahmet :D
heycan var mı? hmm var sanki
*yarın ilk duruşmama çıkıcam, heycan var mı? var valla ama öle bi kendimi kaybetmişlik yok...stajyer insan bi de ezik gibi normal kıyafetiyle gidiyo duruşmaya yani cübbesiz... çok ezik ya çok eziğiz biz ya niye böle ya? mahkeme kalemindeki memurlar da eziyor bizi. sanki bi yıl hırs çıkarma çabasındalar :S töbeee laf edicem olmıcak korkuyorum kavga edicem diye :s tersim pistir de biraz...
*dün gece piiz konserindeydik. kendilerini pek bi beğendim, pek bi sevdim. güzel çalıp, güzel söyleyen bi grup. ama ara verdiklerinde çaldıkları parçalar beni biraz korkuttu, yani mesela hiç birini bilmiyordum neredeyse ve başım şişti. o kadar yaşlanmış olamam ya
*istediğim insan olamamak sinir bozucu :S mesela ben belki manken olmak istiyorum :p ahaha doğama aykırı yapmam öyle bir şey ahaha :D
*ya benim en yakın arkadaşlarım gidiyor ben tek başıma kalıcam burada :( mutsuzum
*hayatım boyunca topuklu ayakkabı giyemeyeceğimi düşünürken artık çok rahat giyiyor olmam ve giymeyi de çok istiyor olmam çok şaşırtıcı değil mi?
*mehmet ali birand'a karşı hem bir sempati besleyip hem de nefret ediyor olmam mümkün mü? çok ilginç yani kendisi beni çok güldürüyor, komik haber sunuyor bana kalırsa... ali kırca'yı izleyemiyorum mesela, bir de mehmet barlas var ıyhh donuk adam ifadesiz, heycansız aynı monotonlukta hayatı devam ediyor olsa gerek böyle bir adam beni bayar sanırım... neyse en çok mehmet ali birandı seviyorum sanırım :)
*aynı anda iki insanı sevebilir mi bir insan? ya da birine aşık olup öbürünü sevebilir mi? kafam karıştı anlayamıyorum nası olması gerektiğini...
Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam