23 Eylül 2008 Salı

feysbuk ve kişisel ileti

feysbukda ya da efendime söleyeyim msnde insanların iletileri ne kadar komik oluyo...
az önce feysbuk hesabımı açtım ve ne gördüm bir sürü insan "status"unu yenilemiş, böyle bir kaç tane alt alta gelince komik olmuş güldüm kendi kendime ve bi yazı yazmak istedim bu anı ölümsüzleştirmek için :p

biri demiş "can't sleep" biri demiş "teknolden nefret ediyor", biri " streessing out", biri "ucuz kurtuldu" :D komik miyiz biz toplumcanak?
yoksa kendimizi mi çok ciddiye alıyoruz? ya da her şeyi mi çok ciddiye alıyoruz? sanırım her ikisi de.. her şeyi ciddiye alıyoruz çok büyük bir meziyetmiş gibi, hergün sabah faysbuklarımızı açıyoruz. (yani ben öyle yapıyorum) kim ne yapmış bakıyorum. iş adamıymışım gibi maillerimi kontrol ediyorum her gün sabah. neden? yok bi nedeni, arayanım soranım da yok zaten neden her gün maillerimi kontrol ediyorum ki? yok bi nedeni açıyorum işte :D

hem kendimi hem de bi çok şeyi ciddiye alıyorum :D

18 Eylül 2008 Perşembe

depresyon havası geliyo.... geldii

* depresyondayım ben de pek çok insanın olduğu gibi. mevsimlerden olduğu söyleniyo depresyonun ama bence yanılıyorlar, mevsimsel bişi olsa her şeye de sinirlenebilirdik oysaki benim sinirlerndiğim sadece tek bir şey var, ve batan pek çok şey ve insan ve de insan davranışı....

* ferhat göçer'i sevmiyorum hatta nefret ediyorum, nedendir bilinmez.

*kış geliyor, kış için elbiseler alasım var, renk renk, şık şık araştırma içerisine de girdim ve buna bayıldım...

* depresyondan dolayı kendimi pastalara böreklere vermek istiyorum, onlarla uğraşmak yeni tadlar bulmak, beğenmemek ya da beğenmek hoşuma gidiyor...

* bi arkadaşım var iddia ediyorum şu anda kendisine bi kozmetik dükkanı açabilecek kadar kozmetik eşyası var. ve bu kızı sevmiyorum. sevmediğim için arkadaşım olmuyor sanırım...öyle bir şeyler işte :s

* değişik şapkalarla kıyafetlerimi süslemek istiyorum ama komik duruma da düşmek istemiyorum.

* iki kış boyunca şemsiye almayı planladım, ama alamadım...

* ilginç bi insanım... değişik... insanları sevdim mi severim sevmedim mi de sevmem :D

* öyle ruhsat başvurusu yapmama son 7 gün :) sonra bi 45 gün bekleyeceğim ondan sonra da avukatım :) bürokrasi işlerini sevmiyorum 45 gün beklenir mi yaaa :S

* bu arada iş başvuruları da yapıyorum deneme amaçlı ama hepsi red geliyor :P

* öyle işte

13 Eylül 2008 Cumartesi

tuhaf -2

resimdeki tuhaflıkları bulun. fergie insanlıktan çıkmış bir yüze sahip sanki tuhaflık tamamen fergiede.

bunlar da dublör mü ne?

cameron diaz baya yaşlanmış sanırım..

erkek arkadaşla kavga etmenin sonucunda meydana gelen can sıkıntısından oluşan bu gecede daha ne fotolar çıkardı da ben sıkmak istemiyorm kimseyi...

12 Eylül 2008 Cuma

tuhaf

*dizi izlerken eğer dizi de stresli bir durum varsa (bakın stresli diyorum gerici falan değil) ellerim terliyo. hayır bana ne oluyor onu anlamıyorum, dizi de oynamıyorum ya da o dizideki stresli durum benim başımdan geçmiyo.. tuhaf gerçekten tuhaf...

*birazda işten bahsedelim. efendim muhtemelen bilmiyorsunuz, elinize eğer (ki geçmemesi ümidiyle) kambiyo senedlerine ilişkin icra takibi ödeme emri gelirse, ki kambiyo senedi bono, çek ve poliçe oluyor efendim. genelde biz bonoları senet olarak biliyoruz, çek de bildiğimiz banka çeki, bunlara karşı itirazlarınız varsa bunları 5 gün içerisinde icra mahkemesine yapmak zorndasınız aksi takdirde takip kesinleşir haciz maciz ne varsa başınıza gelir.
neyse birde biliyorsunuz ki büyük mağazalar kendi şubelerini açmaları için küçük yerlerde ticaret erbabına isim hakkını verirler hani, neyse efendim ismini vermek istemediğim (esasında istiyorum ama meslektaşlarımı rencide etmek istemem) bir ayakkabı firmamızın avukatları itirazı icra mahkemesine yapacaklarına icra dairesine yapmışlar...tuhaf...

*arkadaşlarım evleniyo! yaşımız düşünülünce çok erken daha ya. bu ne acele? tuhaf... tuhaf

11 Eylül 2008 Perşembe

böyle olmak zorunda mı?

bugün üniversiteden bi arkadaşımla buluştum. kendisi burada askerliğini yapıyor. özlemişim keratayı gayet rahat böle arkadaşça sohbet ediyoruz. ben erkek arkadaşımdan bahsettim yani bişi sordum askerlikle ilgili arkadaş pat diye elimi tuttu :S hayır erkek arkadaş deyince daha mı kıymete biniyoruz anlamadım ki ben... ben ne yapacağımı şaşırdım elim kaldı öle ama bişi de yapmadım sonra usulca çektim. aman neyse daha önce de anlatmışımdır bodrumda komşumuzun oğlu erkek arkadaşım var deyince coçmuştu :s

ama karşımdaki elimi tutan şahıs bu arkadaşım değil de "b" olsaydı keşke demedim değil :p dedim düşündüm düşününce bi mutlu oldum. o heycanlı zamanlarım geldi aklıma. güseldi...değişikti. ama eğer "b" olsaydı o durum el tutmayla kalmazdı. ki zaten o değil ben tutardım onun ellerini nitekim kendisinin aşık olunası elleri vardı aaaah aaah neyse

1 Eylül 2008 Pazartesi

mutlu olmaya hakkımız yok mu yoksa?

az önce bi yerde okudum ve yazma isteğim doğdu hemen. biz "mutlu olma"nın hakkımız olduğunu sanıyoruz. oysa öyle bir hakkımız yok yazıyordu yazıda. gerçekten yok mu mutlu olma hakkımız. bu hakkımız elimizden alınabilir mi? hani biri adam öldürünce onun özgürlük hakkı elinden alınıyor ya, mutlu olma hakkımız da bu şekilde elimizden alınabilir mi? elimizden alınması için nasıl bir suç işlemiş olmamız gerekir? bize bu cezayı kim verir? kendimiz mi, yoksa bi başkası mı? başka bir insanın beni mutsuzluğa mahkum etmesi ne büyük bir adaletsizlik...
zaten hiçbir şeyin adil olmadığı bu ülkede biraz mutluluk beklemek en büyük aptallık sanki.
mesela bugün bir turizm otelcilik mezunu insan (amacım aşağılamak değil onları yanlış anlaşılmasın lütfen) sırf yabancı dili iyi diye 4000 euro maaş alabilirken bir hukuk mezunu (ki bizleri de yüceltmek amacında değilim) 1000 ytl maaş alabiliyor. ee benim canım çıkarken okulda, yata yata geçebilen bir insandan ekonomik olarak neden aşağıdayım.
hayır düşünüyorum da aklım almıyor bir türlü. kendime bir açıklama yapamıyorum bu konuyla ilgili. ya da en basitinden özel okul mezunları ve devlet okulu mezunlarını karşılaştırmak istiyorum. şimdi özel okulda okuyan bir çocuğun okulu bittikten sonra yapabilecekleri bellidir. babasının iş yeri vardır genelde orda çalışır. onun iş bulmak ideal diye bir derdi olmayabilir. ama çok ideali olan ben devlet okulunu bitirdim. senelerdir de devlet okullarında okumuş biri olarak genelde bir yarış atı gibi yaşadım hayatımı belki de hala öle yaşamaya devam ediyorum. hep biyerlerden bişiler beni zorluyo sanki hep daha fazlası olmam gerektiğini düşünüyorum. nedense elde ettiğim başarıyı kutlamama bile izin vermiyorum. neden böyleyim buna da bi açıklama getiremiyorum. çok da hırslı biri değilimdir esasında ama adaletsizliğe dayanamıyorum sanırım.

buraya nereden geldim inanın onu da bilmiyorum. kafam karıştı gene sanırım