16 Ekim 2008 Perşembe

yuh diyorum bu ne adaletsizlik!!!!!!!!!

bu nası bir adaletsizliktir anlayamıyorum. anlamlandıramıyorum. bu nası bi dünya? bir yanda insanların açlıktan nefesi kokarken bir yanda lüks bir hayat süren insanlar var. bu durum her zaman vardı ve her zaman da olacak bu çok normal tabiki de. biri çok çalışır uçuk paralar kazanır, biri çalışmaz kazanamaz. insanlar kendi tercihlerini kendi yaparlar bu da çok normal. sonradan söylenmenin bir anlamı yok.

ama göz göre göre de bmyle bir şey yapılmaz. Fatih Terim'in maaşı 110bin YTL'den 220bin YTL'ye çıkarılmış. ancak Yuh diyebiliyorum. ülkede para yok, insanların nefesi kokuyor. bankalar iflas ediyor. ben anlayamıyorum.. neden arttırılıyor bu adamın maaşı? hem de %100 zamla..
110bin YTL'ye yaşayamamış mı İMPARATORumuz (!) ?? bi esprisi olmayan tuhaf bir adam zaten kendisi..

yazımı;
adaletin bu mu dünya?
kahpe felek yaptı kelek gibi özlü sözlerle bitirmek istiyorum....

14 Ekim 2008 Salı

bir arkadaşım nyu da hukuk masterı yapıyo sanırım çok kıskandım.
ben ne zaman vazgeçtim ki bunlardan? neden vazgeçtim ki?
ben ne zaman hayat telaşesine başladım ki? neden başladım ki?
ne zaman bu kadar büyüdüm? neden büyüdüm ki?

10 Ekim 2008 Cuma

* boşanma davalrında çocuğun velayetinin anneye mi yoksa babaya mı verilmesi gerektiği konusunda bir tartışma başlatmak istiyorum..tartışmadan bi sonuç çıkmasını istemiyorum ama insanların bu konu hakkındaki fikirlerini merak ediyorum açıkçası. genelde boşanma davalarında çocuk ortaya koyulmakta bu da çocukların psikolojisini gerçekten bozmakta bana kalırsa.

* piyasa çok kötü, nasıl düzelicek çok merak ediyorum. açıkçası türkiyede yaşamaktan büyük bir gurur duyuyorum gibi saçma salak laflar edenlere inanmıyorum. zira ben bu konudan hiç memnun değilim. önüme bir fırsat çıksa anında arkama bile bakmadan yurt dışına giderim. en azından orada avukatlara daha çok önem veriliyor.

* aşk-ı memnu'yu izliyorum. severek izliyorum hem de, ama selçuk yöntem ve beren saat'in öpüşmeleri beni tiksindiriyo gerçekten. gerçekten son bölümde midem feci bir biçimde kalktı. açıkçası insanların aralarındaki yaş farkı o kadar da düşündürmüyo beni. insanlar mutluysa ne güsel ama yaşlı bir adamla genç bir kadının öpüşmesi düşüncesi gerçekten midemi bulandırıyo buna karar verdim. bir tanıdığımız 50 küsür yaşında, ve benden küçük olduğunu düşündüğüm bir kızla beraber :S ben anlayamıyorum bu insanları valla...

* ugg çizme almak istiyorum.

* ruhsat başvurusu yaptım gelmesini bekliyorum. 4 hafta ile 6 hafta arasında değişen bir süre içinde gelmesi bekleniyor. bu bürokrasi işlemleri beni fazlasıyla yoruyo..

* bazen hayatınızın bir film gibi olmasını istediğiniz oldu mu? hemen geçmesini istediğiniz bölümlerinin hemen geçmesi için. mesela koca bir yıl 2 buçuk saate sığdırılabiliyor. güsel oluyor. istiyorum...

* bir çift christian louboutin'im olsun istiyorum. yok yok vazgeçtim bi kaç çift :)) hatta 100 çift falan :))

8 Ekim 2008 Çarşamba

insanların ansız olduğunu düşünüyorum

insanların ansız olduğunu düşünüyorum.
ansız = angut...
"ansız" angutun biraz daha kibarlaştırılmış hali...

efendim bir yere yazı asıldıysa girmek yasaktır diye, sen kim olursan ol oraya girmek yasaktır. değil mi? bir işyerine gittiğinizde "personel harici girmek yasaktır!!!" yazıyorsa paldır küldür dalmazsınız herhalde oraya değil mi?

bugün tam da böyle bir durumla karşılaştım, ben girmek yasak beyfendi diyince adamın bana olan tepkisi ne oldu tahmin edersiniz? edemezsiniz tabiki de :) söylüyorum "ben de avukat yanında çalışıyorum hanımefendi..." takdir edersiniz ki kalakaldım... buyrun o zaman dedim. içerdeki çalışanımıza beni şikayet etti. "içeri girmek yasakmış, dışardaki hanım öyle diyo, kim ki o?" dedi sağolsun beni mahçup etmemiş ve adamı içeri almamış. "kim ki o?" şeklindeki soruya da "patronun kızı, avukat, patron ne derse o kusura bakma alamam mutfağa" demiş.

bir de telefonda ismini vermek istemeyen insanlar var, mesela bilmem nereden bi hoca, efendime söliim bilmem kimin oğlu, ya da sadece ahmet de bilir gibisinden tepkilerle karşılaşıyorum ki bu da ayrı bir postun konusu olacak hakikaten olacak

insanları gerçekten anlamıyorum. sanırım angut olan benim, onlar değil!!!!!!!!

23 Eylül 2008 Salı

feysbuk ve kişisel ileti

feysbukda ya da efendime söleyeyim msnde insanların iletileri ne kadar komik oluyo...
az önce feysbuk hesabımı açtım ve ne gördüm bir sürü insan "status"unu yenilemiş, böyle bir kaç tane alt alta gelince komik olmuş güldüm kendi kendime ve bi yazı yazmak istedim bu anı ölümsüzleştirmek için :p

biri demiş "can't sleep" biri demiş "teknolden nefret ediyor", biri " streessing out", biri "ucuz kurtuldu" :D komik miyiz biz toplumcanak?
yoksa kendimizi mi çok ciddiye alıyoruz? ya da her şeyi mi çok ciddiye alıyoruz? sanırım her ikisi de.. her şeyi ciddiye alıyoruz çok büyük bir meziyetmiş gibi, hergün sabah faysbuklarımızı açıyoruz. (yani ben öyle yapıyorum) kim ne yapmış bakıyorum. iş adamıymışım gibi maillerimi kontrol ediyorum her gün sabah. neden? yok bi nedeni, arayanım soranım da yok zaten neden her gün maillerimi kontrol ediyorum ki? yok bi nedeni açıyorum işte :D

hem kendimi hem de bi çok şeyi ciddiye alıyorum :D

18 Eylül 2008 Perşembe

depresyon havası geliyo.... geldii

* depresyondayım ben de pek çok insanın olduğu gibi. mevsimlerden olduğu söyleniyo depresyonun ama bence yanılıyorlar, mevsimsel bişi olsa her şeye de sinirlenebilirdik oysaki benim sinirlerndiğim sadece tek bir şey var, ve batan pek çok şey ve insan ve de insan davranışı....

* ferhat göçer'i sevmiyorum hatta nefret ediyorum, nedendir bilinmez.

*kış geliyor, kış için elbiseler alasım var, renk renk, şık şık araştırma içerisine de girdim ve buna bayıldım...

* depresyondan dolayı kendimi pastalara böreklere vermek istiyorum, onlarla uğraşmak yeni tadlar bulmak, beğenmemek ya da beğenmek hoşuma gidiyor...

* bi arkadaşım var iddia ediyorum şu anda kendisine bi kozmetik dükkanı açabilecek kadar kozmetik eşyası var. ve bu kızı sevmiyorum. sevmediğim için arkadaşım olmuyor sanırım...öyle bir şeyler işte :s

* değişik şapkalarla kıyafetlerimi süslemek istiyorum ama komik duruma da düşmek istemiyorum.

* iki kış boyunca şemsiye almayı planladım, ama alamadım...

* ilginç bi insanım... değişik... insanları sevdim mi severim sevmedim mi de sevmem :D

* öyle ruhsat başvurusu yapmama son 7 gün :) sonra bi 45 gün bekleyeceğim ondan sonra da avukatım :) bürokrasi işlerini sevmiyorum 45 gün beklenir mi yaaa :S

* bu arada iş başvuruları da yapıyorum deneme amaçlı ama hepsi red geliyor :P

* öyle işte

13 Eylül 2008 Cumartesi

tuhaf -2

resimdeki tuhaflıkları bulun. fergie insanlıktan çıkmış bir yüze sahip sanki tuhaflık tamamen fergiede.

bunlar da dublör mü ne?

cameron diaz baya yaşlanmış sanırım..

erkek arkadaşla kavga etmenin sonucunda meydana gelen can sıkıntısından oluşan bu gecede daha ne fotolar çıkardı da ben sıkmak istemiyorm kimseyi...

12 Eylül 2008 Cuma

tuhaf

*dizi izlerken eğer dizi de stresli bir durum varsa (bakın stresli diyorum gerici falan değil) ellerim terliyo. hayır bana ne oluyor onu anlamıyorum, dizi de oynamıyorum ya da o dizideki stresli durum benim başımdan geçmiyo.. tuhaf gerçekten tuhaf...

*birazda işten bahsedelim. efendim muhtemelen bilmiyorsunuz, elinize eğer (ki geçmemesi ümidiyle) kambiyo senedlerine ilişkin icra takibi ödeme emri gelirse, ki kambiyo senedi bono, çek ve poliçe oluyor efendim. genelde biz bonoları senet olarak biliyoruz, çek de bildiğimiz banka çeki, bunlara karşı itirazlarınız varsa bunları 5 gün içerisinde icra mahkemesine yapmak zorndasınız aksi takdirde takip kesinleşir haciz maciz ne varsa başınıza gelir.
neyse birde biliyorsunuz ki büyük mağazalar kendi şubelerini açmaları için küçük yerlerde ticaret erbabına isim hakkını verirler hani, neyse efendim ismini vermek istemediğim (esasında istiyorum ama meslektaşlarımı rencide etmek istemem) bir ayakkabı firmamızın avukatları itirazı icra mahkemesine yapacaklarına icra dairesine yapmışlar...tuhaf...

*arkadaşlarım evleniyo! yaşımız düşünülünce çok erken daha ya. bu ne acele? tuhaf... tuhaf

11 Eylül 2008 Perşembe

böyle olmak zorunda mı?

bugün üniversiteden bi arkadaşımla buluştum. kendisi burada askerliğini yapıyor. özlemişim keratayı gayet rahat böle arkadaşça sohbet ediyoruz. ben erkek arkadaşımdan bahsettim yani bişi sordum askerlikle ilgili arkadaş pat diye elimi tuttu :S hayır erkek arkadaş deyince daha mı kıymete biniyoruz anlamadım ki ben... ben ne yapacağımı şaşırdım elim kaldı öle ama bişi de yapmadım sonra usulca çektim. aman neyse daha önce de anlatmışımdır bodrumda komşumuzun oğlu erkek arkadaşım var deyince coçmuştu :s

ama karşımdaki elimi tutan şahıs bu arkadaşım değil de "b" olsaydı keşke demedim değil :p dedim düşündüm düşününce bi mutlu oldum. o heycanlı zamanlarım geldi aklıma. güseldi...değişikti. ama eğer "b" olsaydı o durum el tutmayla kalmazdı. ki zaten o değil ben tutardım onun ellerini nitekim kendisinin aşık olunası elleri vardı aaaah aaah neyse

1 Eylül 2008 Pazartesi

mutlu olmaya hakkımız yok mu yoksa?

az önce bi yerde okudum ve yazma isteğim doğdu hemen. biz "mutlu olma"nın hakkımız olduğunu sanıyoruz. oysa öyle bir hakkımız yok yazıyordu yazıda. gerçekten yok mu mutlu olma hakkımız. bu hakkımız elimizden alınabilir mi? hani biri adam öldürünce onun özgürlük hakkı elinden alınıyor ya, mutlu olma hakkımız da bu şekilde elimizden alınabilir mi? elimizden alınması için nasıl bir suç işlemiş olmamız gerekir? bize bu cezayı kim verir? kendimiz mi, yoksa bi başkası mı? başka bir insanın beni mutsuzluğa mahkum etmesi ne büyük bir adaletsizlik...
zaten hiçbir şeyin adil olmadığı bu ülkede biraz mutluluk beklemek en büyük aptallık sanki.
mesela bugün bir turizm otelcilik mezunu insan (amacım aşağılamak değil onları yanlış anlaşılmasın lütfen) sırf yabancı dili iyi diye 4000 euro maaş alabilirken bir hukuk mezunu (ki bizleri de yüceltmek amacında değilim) 1000 ytl maaş alabiliyor. ee benim canım çıkarken okulda, yata yata geçebilen bir insandan ekonomik olarak neden aşağıdayım.
hayır düşünüyorum da aklım almıyor bir türlü. kendime bir açıklama yapamıyorum bu konuyla ilgili. ya da en basitinden özel okul mezunları ve devlet okulu mezunlarını karşılaştırmak istiyorum. şimdi özel okulda okuyan bir çocuğun okulu bittikten sonra yapabilecekleri bellidir. babasının iş yeri vardır genelde orda çalışır. onun iş bulmak ideal diye bir derdi olmayabilir. ama çok ideali olan ben devlet okulunu bitirdim. senelerdir de devlet okullarında okumuş biri olarak genelde bir yarış atı gibi yaşadım hayatımı belki de hala öle yaşamaya devam ediyorum. hep biyerlerden bişiler beni zorluyo sanki hep daha fazlası olmam gerektiğini düşünüyorum. nedense elde ettiğim başarıyı kutlamama bile izin vermiyorum. neden böyleyim buna da bi açıklama getiremiyorum. çok da hırslı biri değilimdir esasında ama adaletsizliğe dayanamıyorum sanırım.

buraya nereden geldim inanın onu da bilmiyorum. kafam karıştı gene sanırım

27 Ağustos 2008 Çarşamba

* başka bir şey mi isteseydim acaba bugün?

*acaba blogu buldu mu? okuyo mu? korkular içerisindeyim

*geçmiş zaman bir arkadaşımın blogunda yorumlar yapardım, ama biz kaynaşık bi gruptuk herkes birbirine yorum yapar, o yorumlar posttan daha uzun olur, adeta bir forum havası verirdi bloglarımıza (eski bloggerım ben bakmayın sayfa yeni) neyse orda biri her posta yorum yapmak mı gerekiyo vs. gibisinden gereksiz bir kaç laf sokma durumuna girmişti. ama nedense o yorumu yapanın, postlarına yorum yaptığım insan olduğunu düşünmüştüm (hala da düşünürüm) ne salakça bir şeydi. arkadaş dememeliyim bu kişi için esasında... ben onu sevmem o da beni sevmez ama bu gidişle birbirimizin hayatında olmaya mahkum olucaz. ama ben istemiyorum, neden bazı şeyler bir zorunluluktur? istemediğin için yapmacık olursun. gereksizdir yaşananlar. aa eskiden bu kişi hakkında bi post yazıp içimi dökmek istemişliğim çok olmuştur. artık yazabilirim ne de olsa bu blogun kime ait olduğunu bilmiyor :) (olurda rastgelir de okursa diye diyorum) gerçekten kendisine kıl oluyorum. oldukça bir zaman önce cahilperi blogunda kimi öldürmek istersiniz diye bir soru sormuştu ve ben çekinmeden bu kızın adını vermiştim. (gerçi tam olarak hatırlamıyorum isim verip vermediğimi) her hareketi batmakta bana... her neyse bu kız vakti zamanında benim hakkımda abuk subuk şeyler yazmıştı blogunda...çok rahatsız edici. isim vermeden yazılıyordu fakat herkes yazının kime gönderme yaptığını biliyordu. bunu neden anlattım bilemiyorum. içimden geldi sanırım

*bi kaç gün önce, tam zaman vermek gerekirse bir hafta önce arabamla giderken kadının teki geldi arabama çarptı sonra da bana "yavaş" diye bağırdı. anlamlandıramadım. "sana yavaş" gibi bir cümle çıktı ağzımdan ve kaçtım hemen. (arabamla giderken dediğim kalabalık bir sokakta ilerlemeye çalışırken 10la gidiyordum sanırım). bir de bir kaç ay önce kızın teki arabam seyir halinde iken tekerleğime tekme atmıştı :S değişik insanlar var dünya da. ben böyle şeyler yapmaya cesaret edemezdim açıkçası..

*elif şafak yeni kitap yazsın, mümkünse araf tadında olsun.

*elif şafak ve araf deyince en sevdiğim yazar ve en sevdiğim kitap gelir aklıma.

*ben lisedeyken daha kültürlüydüm.şimdiki kültürüm sadece magazinsel sinir bi durum açıkçası

25 Ağustos 2008 Pazartesi

bir sigara paketi nelere kadir. insanlara belli şeyleri hatırlatan şeyin sadece koku olduğunu sanıyordum. oysaki sigara paketi de aynı etkiyi yaratabiliyormuş. bütün hafta sonu aklımda olan şeyler bugün sabah da rüyama girdi. neden bir şeyi unutmak bu kadar zor oluyor?

içinde kalmak, aklında yer etmek gibi deyimler bu tip durumlar için söylenmiş sanırım. e ne oldu o sigara paketini gördüm de, iyi mi oldu kötü mü? bilemiyorum, bildiğim tek şey aklımdan çıkmıyor...
yaşadığım şeyleri teker teker ve tekrar tekrar düşünüyorum, gözümün önüne getirmeye çalışıyorum kendi kendime işgence yapıyorum biliyorum. oysa sevgilimle aram gayet iyi, çok mutluyum. neden aklımdan çıkaramıyorum peki?
çıkarmak istemiyorum sanırım.yaşadığım şey çok güseldi çünkü, herkesin yaşaması gereken bir şeydi çünkü. bazen hislerimize engel olamıyoruz, hormonlarımız farklı bi biçimde çalışıyo.
belki de şimdi msnde, ama çevirimdışı gözüküyo genelde öyle yapardı çünkü, beni görüyo ve bana selam vermiyo. bu çok acı bi şey ama benim ona yaşattıklarım daha da acı. esasında ben acınılacak haldeyim

mesaj atmamak için zor tutuyorum kendimi. merak ediyorum nasıl?ne yapıyor? ama en sevmediğim hatta nefret ettiğim hareketleri kendim yapıyorum. ara ara kendimi hatırlatıyorum... beni unutmasına izin vermiyorum. peki ben bunu neden yapıyorum? neden? kendimi anlayamıyorum...

Pamela Spence - Eğer Dinlersen

23 Ağustos 2008 Cumartesi

çok mu fazla düşünüyorum?

*kilo aldım veremiyorum.

*insanların "ne koparsam kardır." zihniyetinde olanlarından nefret ediyorum...

*çok param olsun istiyorum.

*çok sıkıntılıyım.

*yarın düğün var hiç gidesim yok.

*"şanslı slevin" var onu da izlemek istemiyorum.

*sigara içesim vardı, içtim. şimdi de pişmanım keşke içmeseydim.

*hiç bir şey yapmak istemiyorum.

*bunalımdayım.

* neden böyleyim bilmiyorum.

* yeniden, "ne koparsam kardır" düşüncesini benimsemiş insanlardan nefret ediyorum. cahil insan sevmiyorum. salak insana tahammul edemiyorum.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

sıcaktan iş yapamamak

* sıcaktan iş yapamamak ne demekmiş bunu şu iki gün içinde çok güzel öğrendim. okuduğumu anlayamaıyorum öfleyip pöflemekten artık siz düşünün. bence ağustos ayında komple herkes siesta yapmalı. zaten siesta havası getirdim, bizim ciddi hukuk büromuza. :)) yakında kovulucam sanırım :) sabah giydiğim topuklu ayakkabılar ayağımı kesince ben de ne yaptım parmak arası sevimli pembe terliklerimi giydim. çingene pembesi ojelerimle süper sevimli durmakta ayaklarım :)

*40 numara ayak nasıl sevimli olabilir onu anlamadım ama :S oldu işte

*"of çok sıcak" iki insandan biri bunu 5 dak içerisinde söylemekte. yani 10 dakika içerisinde 2 kere duymak mümkün. hele söylenen kişi bensem 5 dakika içerisinde 10 kere bile duyabilirsiniz.

*bir önceki postumda da dediğim gibi hayattan çıkmak istemekteyim. gerçi o beni çıkarttı biraz hayatından ben de sonradan yiğitliğe bok sürmemek için çıkayım dedim. arayıp sormayayım rahatsız etmeyeyeim istedim. işleri yoluna koyayım istedim. sanki gerçekten bulunamayacak bi adres yapmışım gibi hiç aklına gelmez sanki böyle bir adres aldığım. :S her neyse her duygusal şarkıda söylenen kötü sözleri üzerime alınıyorum nedense. kötü kadın, vefasız, insafsız, gamsız, vicdansız ( doğuş diye bi şarkıcı vardı, onun böyle bişarkısı vardı o geldi aklıma). hayır adam gelse bana dese "sen kendini ne kadar ciddiye alıyosun böyle, ben seni unuttum, sen abarttın olayı, ne kadar kendini beğenmişsin sen öyle vs. vs....) diyebilir neden demesin ama ben nedense kendimi çok kötü hissediyorum...

*doğuş'a ne oldu sahi? yaşıyo mu? bi de hilal cebeci vardı onun sevgilisi ona ne oldu acaba?

*sıcak çok sıcak, sıcak daha da sıcak olacak... emre altuğ'un soyunduğu, yağlı vücudunu sergilediği klibi olan bi parçaydı. aradan kaç yıl geçti o zamanlar ben liseden mezun olmuştum, tam da o yıl. şimdi stajım bitiyor avukat olucam nerdeyse... aman aman yaşlandık. emre altuğ da evlendi. iğrenç bir damatlık giymişti. çağla şıkel'in gelinliği çok hoştu ama. neyse bundan banane allah mesut etsin. hoş bir çift. dişler süper. kendi dişleri olduğunu düşünüyorum nedense... öyle midir? öykledir herhalde :)

*insan çalıştırmak, emir vermek zor geliyo bana. yapımda yok neden?nası yapmalıyım?

*sıcaktan beynim mahvoldu sapıttım yazdıklarıma bakın :S

16 Ağustos 2008 Cumartesi

tatil sonrası postu

*bugün tatilden geldim.
bu seneye kadar hiç bir sene bu kadar sakin bir tatil yapmamıştım illaki bi atraksiyon yapardım. mesela yıl 2005 biz bi tatile gitmiştik çok kötüydü bi yıl önce de aynı yere gittiğimizden ve bir yıl önce çok eğlendiğimizden hayal kırıklığı yaratmıştı biz de amma velakin bi raftingdi, bi parasailingdi bi muzdu, ringoydu derken tatil hateketlenmişti. ama bu sene resmen bir dinlenme havasındaydım.

* eğer hoşlanmadığınız ve embesil olduğunu düşündüğünüz biri size yazıyorsa ne yaparsınız? hemen topuklamak lazım hele o insan esasında kültür kumkuması olup da biraz alkol alınca sapıtıyosa :S iki kat hızla topuklamak lazım. hele hele dans etmeyi bilmiyorsa ve anlamsız hareketler yapıp dans ettiğini sanıyosa üç kat hızla topuklamak lazım

*ANKARA HUKUK'UN SAYGIDEĞER DEKANI, SEVGİLİ HOCAM METİN FEYZİOĞLU REKTÖRLÜK ATAMALARINDAN DOLAYI GÖREVİNDEN İSTİFA ETMİŞ. çok üzüldüm doğrusu, bir yıl da okulumuzda çok köklü değişiklikler yapmıştı. onun dekanlık döneminde mezun olmuş olmaktan ve diplomamda onun imzasını taşıyacak olmaktan büyük bir gurur duyuyorum. (p.s. diplomalarımız 3 yıl sonra verilmektedir bu nedenle imza konusunda çok emin değilim)

*Avustralya'ya gitmek istiyorum yardımcı olabilecek var mı? :S

* bu tatilde denize sırt üstü yatmak suretiylen gökyüzünü izlerken bi kaç karar aldım. birinin hayatından çıkmak için en etkili yol nedir acaba? ha bir de bu insanın hayatını gerçekten zorlaştırdığınızı düşünüyorsanız. çıkmaya karar verdim de etkili yolu arıyorum...
bu nedenle de adresimi değiştiriyorum :)

28 Temmuz 2008 Pazartesi

  • boş bir hayatım var.
  • oldukça sıkıcıyım.
  • ailemle sürekli kavga ederim. bu akşam ki en son kavga biraz onur kırıcı oldu eşyalarımı toplayıp burdan gitmeyi bile planlıyorum. daha fazla aynı evi paylaşamayacağımızı düşünüyorum çünkü.
  • bu kadar.

25 Temmuz 2008 Cuma

matthew fox aşkına

kendisini beğeniyor ve seviyorum. çok yakışıklı olmasa da çekici geliyor bana hep de öyle olmuştu. yaşı büyüdükçe daha bir karizmatikleşmeye başladı sanki.
küçükken TRT1 de iğrenç dublajlı diziler izledik yıllarca. onlardan biri de Party Of Five'dı bi de 7th heaven vardı köpekleri mutlu vardı falan. o dizide de matt adında bir genç vardı. gerçek adı neydi acaba? :S hatırlayamadım.

neyse bunlar benim ergenliğimin dizileriydi o dönemde de beğendiğim insanları hep beğendim sanırım. matthew fox, bence vantage point'te çok şaşırtan ama bir o kadar da iyi bir oyunculuk sergiledi. kendisine olan aşkımın depreşmesinin nedeni dün gece rüyamda görmüş olmam. çok da etkileyici ve gerçekçi bir rüyaydı. bitmesini hiç istemedim :S

matthew fox aşkına bu gece de aynı rüyayı görsem iyi olurdu sanki :)

24 Temmuz 2008 Perşembe

evlenme meraklısı mıyız?

toplumca evlenme meraklısı mıyız acaba? bugün bunu her zamankinden daha çok merak ettim.
şimdi şöyle 1983 doğumlu bir dişi insan evlenmek isteyebilir bunu anlarım. tamam evlenir bunu da anlarım.
bu dişi insan avukatsa işleri yolundaysa neden evlenmek ister ki, hem de bu yaşta? hadi istedi evlendi, neden dünya güzeli seçilmiş ya da dünyayı fethetmiş edasıyla gezer?ben anlam veremedim buna. kız çok güzel allah var yani şimdi. ama ben de güzelim yani bu nedenle çekememe gibi bir durumum yok. ama kocasını koluna takıp büyük bir iş başarmış edasıyla neden gezersin a be insan? gerçi dişi insan adamı kafeslemenin zaferiyle dolaşabilir ortada. esasında bu durum için çok güsel bi lafım var ama söyleyemeyeceğim buralarda. hayır dayanamıyorum söyleyeceğim :)

"verdim rahatladım..." edasıyla geziyor :D

bence çocuk yapılmayacaksa evlenmenin bir anlamı yok. ayrıca bu dünyaya çocuk getirmenin de bir anlamı olmadığına göre evlenmenin de bir anlamı yok :) nasıl bir kısır döngü içerisine soktum kendimi :) ama bir döngü değil gerçi sona eriyo :)

anlam veremiyorum insanlar da bu evlenme hızı nedir? ben de çok istiyordum evlenmeyi esasında ama işe başlayınca durumun sandığım kadar da kolay olmadığını farkettim, ben işi ve evi bir arada götüremeyecek bir insanım :s işte kendimi çok fazla hırpalamama rağmen eve gidince serilip kalıyorum. bunalıma da girdiğimi düşünüyorum. nedenini bulamıyorum... midem ağrıyor, acıyor, kusuyorum, sonradan öğreniyorum ki reflü başlangıcı varmış :S ilaç kullanmaya başlıyorum. ama bu durumun nedense psikolojik olduğunu düşünüyorum.

Sertab ERENER - Hadi Yüreğim Gayret

18 Temmuz 2008 Cuma

keyifsizlik/ fedakarlık

keyifsizliğin türk dil kurumunun güncel sözlüğündeki anlamı keyifsiz olma durumu.
keyifsizin anlamı ise iki tane
1- sağlığı pey yerinde olmayan
2- neşesiz

bana uyan neşesizlik sanırım

fedakarlığa gelince; fedakarın anlamına bakarsak özverili çıkıyor.

evet ben bugün kardeşim ve ailem için en büyük hayallerimden birinden vazgeçiyorum, hatta en büyük hayalimden vazgeçiyorum. belki de geleceğimden vazgeçiyorum.
hakkaten vazgeçiyorum. kendime de inanamıyorum. hayır ya inanabiliyorum bu benim yapacağım türden bir davranıştı zaten.

aldırma

Her gün bir şey daha biter
Giderek acı vermez biten şeyler
Kayıtsız bir razı oluş başlar
Sıradan izler bırakır en tutkulu aşklar

Aldırma deli gönlüm
Giden gitsin
Sen şarkilar söyle içinden boşver

Yalanlarla yasaklarla
Yazılır hesabına günah günler
Bitmez bu son pişmanlıklar ah
Soluyor birer birer içimizdeki güller

15 Temmuz 2008 Salı

psişik güçklerim var

psişik güçlerim var ve ben bundan çok rahatsızım. en azından bugün çok rahatsızım. geçen cuma akşamı annem tutturdu bana fal bak diye. neyse fal bakarken dikkat edilmesi gereken şeyin fincanda gördüklerini söylemek ve bunun üzerinden yorum yapmak değil de içinden geçenleri söylemek olduğuna kanaat getirmiş bir insan olarak annemin fincanına baktıımda ilk hissettiğim şey bir cenaze bir ölümdü. ondan sonra anne al ben bakamıcam buna dedim. ondan sonra annem bunu her ne kadar "sen bizimle ilgili bir şey yapmıyorsun, bizimle ilgili bir şeye katılmıyorsun" hatta hatta"bize faydan değmiyo" şeklinde yorumlasa ve bunu bana söylese de işin aslı o değildi :S

neyse dün gece haber geldi korktuğum da başıma geldi. büyük dayımız vefat etmişti. :S
ve ben bir daha fal bakmayacağım. buna karar verdim. :S geçen arkadaşıma bakarken de birden burnum kanamaya başlamıştı. öle işte bpaylaşmak istedim

11 Temmuz 2008 Cuma

sinir krizi geçirmek

sinir krizi geçirmek nasıl oluyomuş şu günlerde onu çok iyi anlıyorum. bir insanın diş etlerinin dişlerini sıkmak suretiyle nasıl da şiştiğini nasıl da kanadığını anlamaya başladım.

sonucu belli bi şeyi daha fazla uzatmanın ne anlamı var bilemiyorum. sürekli dert yanan bi insan gerçekten değilim ama sürekli bi problemim var bu ara, sürekli bi dertliyim zaten herkes kendine dertli değil mi?
3 yıllık erkek arkadaşımla bir süredir aramızda çok büyük problemler var. bi kısmı da benden kaynaklanıyo esasında hepsi benden kaynaklanıyo. ben bi türlü ilişkime odaklanamıyorum. sinirlerim bozuluyo. arada başka insanlardan da hoşlandım en büyük problem de bundan kaynaklanıyo sanırım. eskisi gibi olmuyor işler bi türlü. uzaklık yaramadı bana. 3 yılın 1 yılını birbirimizden uzakta geçirdik ve ben gerçekten çok zorlanıyorum. kendimi ifade etmek çok zor geliyor. artık dayanamıyorum. ama ayrılamıyorum da nedenini bi türlü çözemedim. seviyorum ama aynı zamanda sevmediğimi de düşünüyorum. sevdiğim bi insana böle davranmazdım herhalde. ama yalnız kalmaktan da çok korkuyorum hayatım boyunca yalnız kalmak istemiyorum. nihayetinde evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum. çocuk sahibi olmak istediğim için evlenmek istiyorum zaten. neyse yani daha çok erken ama günün birinde olacak bu yani ama onun için doğru insan gerekiyor. doğru insan va mı?

doğru insanın tanımı nedir? doğru insan nasıl olmalıdır? ne yönlerden tatmin ederse doğru insan olunur? yakışıklılık bir kriter midir? ya da kriter nedir? bu işler nasıl yürür? ayrılmanın vebali nedir? bi insan bunu nasıl kaldırır?

bu sorularını cevaplarını ararken bir süredir kayboluyorum abuk subuk şeyler düşünüyorum. bilen varsa anlatsın lütfen

9 Temmuz 2008 Çarşamba

61,8

şok içerisindeyim, 3haftadır spor salonuna gidiyorum. dün ölçü verdim ve ne görüyorum spor hiç bir işe yaramamış, kilo vermek bi yana bir de kilo almışım yemeklerimi azaltmama rağmen :S hadi kilo aldım diyelim ama belki bi sıkılaşma vardır diye düşündüm bi an, ölçülerim küçülmüştür diye düşündüm ama hayır. ölçülerim de aynı :S hiç bi yerimde bi azalma yok. bi de üstüne basenlerimin 1 cm. kalınlaştığını öğreniyorum. bunun üzerine hırsla spor yapıp sonrasında da yüzmeye gittim.
kendimden geçercesine, kendimi zorlayarak yüzdüm gören beni olimpiyatlara hazırlanıyo sanardı herhalde. (kendi olimpiyatlarıma) tabi buüyük bi hırsla yüzerken ben birden kafamı duvara çarptım. burnum şişti. başım ağrıyo uyuşuyorum falan. bütün aksilikler beni buluyor. çok sinirliyim sanki.

ya bi insan nasıl kilo veremez :S ben hala buna takılı kaldım spordan sonra evde tartıldığımda gayet de 1,8 kilo vermiş çıktım ama anlamadım ya. ben yemek de yemiyorum ki :S öff

bunalımdayım sanırım bu nedenle şişyorum. tatile gidesim yok alış veriş yapasım yok mesela :S

7 Temmuz 2008 Pazartesi

isteksiz

çok isteksizim bugünlerde nedense bir şey yapasım yok, bugün nedense işe gelmek çok zor geldi, gelmek istemedim, bunu babama söylediğimde bi dövmediği kaldı...
hafta sonu istanbuldaydım çok güseldi. gezmek tozmak... bana bu kadar tatil yeter sanki. bodruma gidesim yok, babamlarla bir uzun yol daha kaldıramayacağımı sanıyorum, hatta sanmıyorum eminim!!!
tatil olarak evimde bütün gün yatsam yeter bana. bu durumu anlamlandıramıyorum. ciddi anlamda ailemden bunalmış durumdayım. tek kişilik bi yaşam alanı istiyorum çok şey mi istiyorum? sanırım tatile tek başıma çıkıcam... mantıklı mı? bilmem ama amaç kafa dinlemekse her yerde dinleyebilirim. ailemin yanı hariç...

bugün mutsuz olmamın sebebi de işe gelmek istemememdi. yani ben daha bir stajyerim burda çalışan değilim o yüzden bu kadar sıkmalarını hatalı buluyorum. zaten bunca ay gayet her gün vaktinde gelip gidiyordum yani bir gün gelmek istemedim...bir güncük...

bi kaç gündür özgür çevik dinliyorum. çok beğendim şarkılarını. akademi türkiye'de de birincilik onun hakkıydı bence. bariz bi bçimde yanmişti hakkı. neyse allah rahmet eğlesin barış akarsuyu da severdik. şarkılar gerçekten güzel bence dinleyin. mesela "bu bir veda" ile başlayabilirsiniz bence. dinlemesi gerçekten güzel...

istanbul'da bi plaka gördüm şok oldum görünce "34 bss 26" bu nası bişi ya :D benim olmalı o plaka :D

daha önce belirtmiş miydim hatırlamıyorum ama, hayatımda bulunan 2 erkeğin yüzünden bunalıma girmiştim. artık düşünmemeye karar vermiştim en sonunda. ama gene bu iki erkeğe karşı isteksizlik var :P yani yap dediklerini yapasım yok nedense...bunun istanbula gitmiş olmamla bi bağlantısı var mı? olabilir...

sonunda lost izlemeye başladım...neden başladım bilmiyorum mahalle baskısı :P

ehhe neyse

Tea Party - Heaven Coming Down

2 Temmuz 2008 Çarşamba

içimdeki canavar

* içimde bir canavar var
* içimdeki canavar bir yere sığmıyor
* içimdeki canavar bir türlü doymuyor
* içimdeki canavar sürekli beni mutsuz ediyor
* içimdeki canavar bi yemek yiyince bi de alış veriş yapınca mutlu oluyor
* içimdeki canavar beni sürekli yoruyor, yoruldukça mutsuz oluyorum, ilgimi veremiyorum hiç bir şeye
* içimdeki canavardan nefret ediyorum

27 Haziran 2008 Cuma

deli - 2

1560 YTL

evet arabamın servis masrafı bu!!!

oof!!!

napıcam ya :(

dudağımın solunda 1 adet uçuk çıktı, bugün de sanırım öteki tarafında çıkar herhalde

26 Haziran 2008 Perşembe

deli

az önce bir alış veriş merkezinden çıkarken kaldırıma arabamı çarptım görünürde bir şey yok, olan tekere oldu sanırım hareket halinde iken tekerden tuhaf sesler geliyordu umarım olan sadece tekerleğime hatta hatta sadece jantıma olmuştur.

lütfen öyle olsun. içerde bişiler olmasın hatta hatta umarım sadece tekerim falan patlamıştır. bu alış veriş merkezi sevdam nedeniyle bi ton masraf yapacağız. sanki masrafım azmış gibi bi de başıma bu çıktı. babam bu konuda hiç bir şey söylemedi gerçi ama olsun...

off işalla arabamda bir şey yoktur.

günlerdir dizi izliyorum o nedenle internete girmiyorum. büroda da iş yapıyorum, koşturuyorum arabamı çarpmak haricinde beni şu aralar düşündüren tek bir konu var... o da neden bu hale geldiğim. hiç bir şey yapasım yok. sürekli canım sıkkın, hatta hatta tatile gidesim de yok... ben bu zamanlarda tatil planları yapmaya başlamış olurdum. ağustos gelse de gitsem der dururdum ama bu yıl gidesim yok hiç. oturuyum evimde hiç bi şey yapmadan yatayım istiyorum. neden böyle oldum acaba?

19 Haziran 2008 Perşembe

*dün canım arkadaşım iremçümlen buluştum 18den 23e kadar bir buluşma yaşadık, çok güldük, çok anlattık, çok konuştuk... anlatçak şeyler çok birikmiş tabiki de :) onca ayın anlatılacakları, anlattık anlattık bitmedi bence.. bence daha konuşacak çok şey var :)

*onun istekleri, bunun istekleri derken ben yarılıcam... kendi isteklerim hep kalıcak gerilerde. kendi isteklerimi yapamıyorum herkesi memnun etmek isterken kendimi bi mutsuzluğun içine mi atıyorum yoksa? mutlu olmak için ne yapmak gerek? anı mı yaşamalı yoksa geleceğe yatırım mı yapmalı? kafam çok karıştı dün akşam kuzucumla konuşurken kafam allak bullak oldu. ama gerçekten kendisi benim terapistim buna karar verdim. çekinmeden ne düşündüysem söyledim. o da aynı şekilde böyle bi dostunun olması ne kadar güsel bir şey :))

ben kendim ne istediğime karar vermeliyim önce, onun bunun isteklerini yerine getirmeye çalışmaktansa :S

12 Haziran 2008 Perşembe

ayrılmakla, ara vermek arasındaki ince çizgi

bi insandan ayrılmak istemediğinizde ama esasında ayrılmak istediğinizde yapılabilecek bir şey ara vermek. önceleri bana ne kadar saçma gelse de insanların kafalarını dinlemek için ya da kendilerini sorgulamak için biraz zamana ihtiyacı oluyor. bu ihtiyacını gidermek için de "ara vermek" başlığı altında biraz zaman ister karşısındakinden.
ben en azından böle yaptım.
kendimi sorgulamaya aldım hislerimi sorgulamaya aldım, rol yapmaktansa bunu da karşımdakine söyledim. onun yanına gidip hayatıma devam edebilmem için, buradaki hayatımı bırakıp orada yeni bi hayat kurmak için ona karşı ne hissettiğime karar vermem lazım.

bunların haricinde yorucu ve yoğun bir gün, dün de öyleydi. yarın nasıl olacak bakalım... günler birbirini izlerken vakit hızlıca geçerken hayat çok kısa ne yapacağına karar ver dedim kendime. ama ben akşam yemeğinde ne yiyeceğime zar zor karar verirken hayatım için ne istediğime nasıl karar vericem :S kafamın karışık olmasından sıkıldım kafama ediyim :S karışıklığa ediyim... hayata ediyim diyesim geldi ama tanırının gücüne gider belli mi olur :S onu da diyemedim... ben en iyisi kendime ediyim...

11 Haziran 2008 Çarşamba

öküz müyüm, neyim?

dün büyük bir öküzlük yaptığımı düşündüm durdum, içimi kemirdi resmen ve bugün kararımı verdim evet ben dün büyük bir öküzlük yaptım...
tanıdığım bir erkek insan var ve ben bir dişi insan olarak bunun telefon numarasını istedim dün. hem de pat diye :S çocuk baya bi şaşırdı benden böle bi şey beklemiyordu sanırım... ben de o şaşırınca şaşırdım...
size sorarım şimdi arkadaşlar bu yaptığım şey normal bir şey değil mi? yani "biz arkadaşlarla dışarı çıkarken seni de çağıralım" diyerek telefon numarasını istemek tuhaf mı? yani tabi şöyle demem daha normal olabilirdi "bizimle takılmak ister misin? dışarı çıkarken arayalım mı? gelmek ister misin?" o da bunun üzerine "olabilir" deseydi ben de bunun üzerine telefonunu isteyebilirdim tabiki de. bu daha normal olurdu :S sanki...

ama kötü bi amacım yoktu tamamen iyi niyetli bi davranıştı yaptığım. arkdaş çevremi geliştirmeye çalışıyorum başka bi amacım yoktu :S

çok tuhafıma gitti dün bütün gün bunu düşündüm. neden böle tuhaf bi konuşma geçti ki aramızda diye

2 Haziran 2008 Pazartesi

gittim haczimi yaptım geldim... borçlunun biri çıldırdı üstümüze yürüdü falan. kendileri vergi rekortmeniymiş amma velakin 200 YTLlik borcu ödememişler ama borç olmuş 800YTL siz siz olun borcunuzu bi an önce kapatmaya bakın inatlaşmayın. alacaklılar ve avukatları da inatlaştı mı, işler daha da kötü bir hal alabiliyor.

neyse çok yazasım vardı da, yazamayacağım sanki...

1 Haziran 2008 Pazar

beklenen son

evet beklenen son gerçekleşti... ben dün sex and the city'e gittim :) ağlayasım geldi film esnasında neden bu kadar duygusal oldum bilemedim. beni çok etkileyen bi sahne vardı söylemek istemiyorum..esasında istiyorum da kendimi tutmam lazım. carrie'nin elbiseleri gene muhteşemdi...

cuma gecesi dışarı çıktım. dansa gittik :) güseldi eğlendim. bunun haricinde orda da beklenen son oldu ve biz iki kız kaldık. eve döndüğümüzde saat 3tü ve sabah 8de uyanıp konferansa gittik. konferans birde bitti. biz uykusuzluktan ölmek üzereydik. ve tahmin edin bakalım ne oldu? ben alkolü hayatımdan çıkarmaya karar verdim. bu zamana kadar pek çok kez karar vermiştim buna ama bu sefer sanırım biraz daha gerçek olacağa benziyor.

vücuttan alkolü atmanın yollarından biri istifra etmek, biri terlemek ve arkasından alınacak bi duş olsa gerek. ama benim vücudum nedense bunları yapmadı... reddetti sanki bünyem, ve ben o zaman farkettim ki başka yollar da varmış... mesela zamansız terlemeler... aynı zamanda üşümek falan... değişik yolları varmış alkolü atmanın, vücuduma işkence etmeyeceğim bundan sonra.

işkence demişken... ceza hukuku açısından işkenceyi ben size yapamam kamu görevlisi olsaydım yapabilirdim. ben ancak eziyet edebilirim, işkence kamu görevlilerine özgü bir yöntem...kullanılmaması taraftarıyız bu yöntemin.

farkettim de bi konu üzerine çok fazla şey yazamıyorum...bi konu üzerinde çok fazla konuşamıyorum. hemen sıkılıyorum anlattığım şeyden bile... ben nasıl bir insanım böle?
maymun iştahlı = bss

hala, bss'yi kullanıyorum bi ara değiştirsem fena olmayacak...
nefret edilesi biri olmak üzereyim sanırım...

yarın hacize gidicem. yetkili olarak gideceğim ilk haciz olacak. borçluların hiç birine acımak istemiyorum...hiç biri ile muhatap olmam istemiyorum... yakınmalarını dinlemek istemiyorum.. "alırken bana mı sordun? neden şimdi anlatıyosun?" demek istiyorum. sonuçta ben bana söyleneni yapmakla yükümlüyüm... ben müvekkilimin haklarını korumak zorundayım seninkini değil...çok mu acımasız olmam gerekiyo, ne yapmalıyım bilmiyorum...
"acırsam acınacak hale gelir miyim?" korkuyorum...
korkularımın azalması için yapabileceğim bir şey yok...korkmamam lazım bu kadar basit...

Gogol Bordello - Not A Crime

28 Mayıs 2008 Çarşamba

çok sevdim

az önce adliyeye giderken yolda, bir çocuk gördüm...
çocuk bisiklete biniyordu. (çocuk dediğim erkek insan :P) üzerinde beyaz bi tişört vardı. tişörtünün üzerinde tehlike anında kucaklayın yazıyodu. :))) çok hoşuma gitti. kendsini kucaklamak istedim.. tehlike anı olabilirdi bu kucaklama anı :p

sex an the city'e özenmek

sex and the city, bilindiği üzre dünyanın en çok tutan kadın dizisi. izleyen erkekler de vardı elbette ama kadınlar dizinin merkeziydi.

ben lisedeydim sex and the city başladığında ve yaşımdan ötürü haliyle geç saatlerde de yayınlandığından annemlerle oturup izleyemezdim. ama izlemek istediğim için acayip bir çekiciliği vardı benim için o zamanlar.

şimdi ise yaşımdan ötürü daha da bi ilgiyle izleyeseim var :) çok başarılı buluyorum bu diziyi.
izledikçe de görüyorum ki konuştuğumuz dil ne olursa olsun, yaşadığımız yer neresi olursa olsun, aldığımız eğitim, içinde bulunduğumuz kültür ne gerektiriyorsa gerektirsin herkes aynı... herkesin sorunları benzer. ve altına inildiğinde nedense hep de aynu nedenler yatıyor.

kadın-erkek ilişkileri neredeyse herkeste aynı...
çok sıkıldım ben bu "kaçan kovalanır" mevzuundan. tabi bi de şu var "eğer kaçmazsan, hafif meşrefsin" :S sıkıcı şeyler bunlar. hemen dağıtmaya müsait bir ruhum var benim. ilgim ve dikkatim başka konulara başka kişilere kayabilir hemen. sıkılırım yoksa hayattan... yaşamaktan zevk almak için ilgimin ve dikkatimin sürekli başka şeylere kayması gerekiyor sanırım :) bakın nasıl da konuyu sex and the city'den kendime bağladım :P

izlemek öğrenmek lazım arkadaşıımmm :)
ben de bir carrie bradshaw isteriim isteriim :))

27 Mayıs 2008 Salı

hafta sonu yazdığım yazının tarihinde bir karışıklık olmuş düzeltmeye çalıştım ama olmadı :S teknolden hiiiç anlamıyorum :)

cumadan beridir eve girmiyorum denebilir. yani gidiyorum tabiki de eve ama sadece uyumak için sayılır. özlediğim hayata kavuşmak üzereyim sanırım. gerçi özlediğim hayata kavuşmak için evde de istediğim zamanda alkol alabilmeliyim..bunun için ailemin bana biraz daha alışması lazım. tuhaf bakışlar altında yapınca kendimi rahat hissetmiyorum.

cuma akşamı 3 arkadaş burda bir barın bahçesinde oturduk, daha sonra kalabalıklaşmak suretiylen, metropol yaşamına uzak bu şehirde içkilerimizi yudumlarken esasında tam da metropol yaşamı sohbeti ettik...
cumartesi istanbuldan gelen arkadaşımla oturup konuşmak,bişiler paylaşabilmek,onun konuşmasını dinlemek, sesini duymak güzeldi. keyif vericiydi. cumartesiden sonra çok keyiflendim mutluyum :)

pazar günü kızlarla gene beraberdik kahve dünyasının kalabalığı içinde kendimize bir yer bulup bol kahkahalı, bol şamatalı bir gün geçirdikten sonra kahve falı bakarken tam da arkadaşıma " senin kısmetin kapanmış" dediğim anda burnum kanamaya başladı... tanımadığım insanlara çok az fal bakmam lazım sanırım içimden geçenleri rahatça sölemek için. korkuyorum zaman zaman kendimden hislerim biraz kuvvetlidir de :) daha sonra stajdan bir arkadaşımızın folklor gösterisi vardı ona gittik. harikaydı benim de oynayasım geldi. beni de gruba dahil etmesi için ısrar edicem kendisine ama önce görmem lazım :p şöyle söyleyeyim kendileri "amatör ve daha küçük bütçeli bir anadolu ateşi" düşünelim canlandı mı kafanızda? heh, işte öyleler :) müzikler falan çok güseldi.

dün akşam da değişmez kadro olarak, staj eğitim dersinden sonra dışarı çıktık. bi kaç "drink" alalım diye. ahaha sever oldum bu şekilde "drink" almayı :P puahha
gene metropol yaşamından uzak şehrimde metropol kadını sohbetleri ettik. güldük kahkahalar attık. staja gelirken bu kadar sevebileceğim arkadaşlarım olabileceğini düşünmemeiştim hiç. ama onlarla çok eğleniyorum :) süper düper vakit geçiriyorum.
bunun haricinde 3 dişi insan, bir araba, biraz alkol... süper bi kombinasyon. ne yapılır? arabaya atlanır müziğin sesi açılır :) hatta biraz da eğlencenin dozunu kaçırarak arabanın camları açılır :) hatta arabanın içinde oynanır. ışıklarda beklerken değişik figürler sergilenir :p şöfor olan ben bile oynadım :)) bunun haricinde ne oldu yanımızda duran arabadaki "abi" bize bakmak ve gülmek suretiylen kendisi de bizimle eğlenmiş bulunmakta eminim. çünkü ışıklarda bekleme süresi uzadıkçça kendisi camını açmak korna basmak suretiylrn bize katıldı :P puahahha "abi"ye kaza yaptıracaktık sanki :) ama hiç istif bozulmadan yolumuza devam ettik :)) seviyor eğleniyorum burada ve gerçekten nedense artık ankarayı hiç özlemiyorum :) :S
tuhaflıklar abidesiyim. günüm günüme uymuyor. bu durumdan rahatsız mıyım? zaman zaman evet... ama yükselen ikizler, esas burç koç olunca böyle bi dengesizlik hakim oluyor...sıkılıyorum kendimden...
yazı yazı diyen sevgili arkadaşlarım alın size yazı bakalım :))

Özge Fışkın - Yabancı

23 Mayıs 2008 Cuma

hiç yazasım yok...
yazacak bir şey yok...
olan biten bi şey yok...aynı sıkıcılıkta devam eden bir hayatım var.

değişik bi hafta sonu geçirdim, süperdi de denebilir... cumadan belliydi böle olacağı :)) cumartesi, pazar çok güsel ve hızlı bir hafta sonuydu. çok mutluyum sanırım yarına güzel başlayacağım...

bazı şeyleri, 5 dakika sonrasını düşünmeden yaşamak güzeldi. çok memnunum. kendimi takdir ettim. ileriyi düşünmeden anı yaşamaya başladım yeniden. anı yaşayınca insan ne kadar da mutlu oluyormuş...

15 Mayıs 2008 Perşembe

evett büroya geldim... masam ya da odam olmadığı için dizimin üstünde takilpediklediklerimi okudum maillerime baktım şimdi de biraz çalışmam lazım ama öncelikle yeni bir yazı yazmak istedim :)

dün gece oturup TWO GUYS AND A GIRL'ün 2. sezonun 12 bölümünü izledim kalanları da bu akşam izlemeyi planlıyorum :)) ben bu diziye bayılıyorum...her bölümünü kahkahalarla izleyebilme potansiyeline sahibim hem de her defasında :)) dün gece de kulaklık taktığımdan dolayı biraz fazla sesli kahkahalar atmış olacağım ki annem dakka başı odama geldi :S bence edinin izleyin :))
dizinin girişinde Berg ve Pete Sharon'ı yanaklarından aynı anda öpmekteler ve ben her seferin de Berg'ün ne kadar güzel öptüğünü düşünmeden edemedim :P (bu yazıyı allahtan erkek arkadaşım okumuyo :P) Berg'ü bilmeyenleriniz için ufak bir açıklama getireyim: kendisi Scarlett Johansson'a evlenme teklifi yapmış ve eşşek kadar bir pırlantayı takmış olan, daha önce ise allanis morisette ile uzun yıllar birliikte olan abimiz Ryan Reynolds :))

şimdi de oturup, dilekçe yazmalıyım...daha sonra yargıtay kararları içerisinde aradığım konuyla ilgili kararlar var mı ona bakmam lazım. çok zorlanıyorum ama ne yapayım gene de çalışmaya çalışıyorum çok fazla iş yapmasam da yapıyorum işte bişiler :) ama daha adalet sistemimizin yavaşlığından ötürü başlayıp da biten bir dava yok (benim hazırladığım yani) neyse bakacağız artık neler olacak kazanırsam eğer herhangi bir davayı patrondan para isteyecem :)) ahaha

12 Mayıs 2008 Pazartesi

bu işin altından kalkamayabilirim

babamın bana verdiği işlerin altından kalkabileceğimi hiç ama hiç sanmıyorum. yapmak istediğim bir iş olduğunda hemen yapıyorum. ama babam bir iş verdiğinde bir türlü yapamıyorum. işler hep zor işler oluyor çünkü...

bir türlü işin içinden çıkamıyorum çok uğraşıyorum ama olmuyo...
of ya.. ne yapacağımı da bilmiyorum...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

detoks - yok

pazartesi günü çok halsiz kalmam üzerine bayılacak raddeye geldiğimden dolayı detoks bitti...

eve giderken yolda yediğim poaçanın tadı damağımdan gitmiyor. hayatım boyunca unutamıycam sanırım :)

detoks bitti, şimdi yeni diyetler aramaktayım :)

5 Mayıs 2008 Pazartesi

detoks - 2

saat itibariyle
açlık : dorukta
sinir : fazlasıyla mevcut
yorgunluk : var biraz

detoks - 1

bugün detoksa başladım.
vücuttaki toksin miktarı: cumartesi öğlen kfc yediğimi cumartesi gecesi bira,votka ve sex on the beach içtiğimi, sonrasında kokoreç yediğimi pazar sabahı danalar gibi yediğimi akşam da patates kızartması yediğimi düşünürsek çok fazla... ne yapsam kurtulamam :)

kilo: sabah itibariyle 60..

bol bol su içmeli yoksa dayanamayabilirim :S

1 Mayıs 2008 Perşembe

hayalimdi - suya düştü

*hukuk mahkemelerinde şöyle bir durum oluyor davacı taraf eğer duruşmaya gelmezse davalı tarafın dosyayı düşürtmek hakkı vardır. kanunda bu belirtilmiş. ama duruşmalar saatinde olmuyor bu nedenle uzunca bir süre bekliyoruz. bi de burası baro nüfusu bakımından küçük bir yer olduğundan dolayı büyüklere saygımızdan küçükler olarak bekliyoruz gelmelerini. amma velakin benim hayalim bugün bunu yapabilmekti. çünkü karşı tarafın avukatları çok gıcık sinir oluyorum kendilerine ve onlar diğer avukatlara böyle davranıyorlar... ama hakimin uyuşukluğundan dolayı yapamadım. engeller çıktı önüme :S

*gittigidiyordaki japon tarzı elbiselerin hastası oldum...

*1 mayıs'ta meydanlarda olmazsak ne olur? ben liboşum gitmicem :) ama emekçi kardeşlerimleyim onlar için çalışıyorum... davalarını kazanmaya uğraşıyorum valla başka bi amacaım yok gitmememde :)

*öyle işte

30 Nisan 2008 Çarşamba

* bugün çok karamsarım. hiç olmadığım kadar hem de...
blogumun ,beni yakından tanıyan iki kişi tarafından okunduğunu düşünecek olursak istediğim gibi her şeyi yazmakta özgürüm sanki :)
dün zorla bunalıma girdikten sonra , bugün karar verdim bunalımda olmak hoşuma gidiyo... nasıl bi psikopatlıksa bendeki anlamadım...

* ayakkabı almak istiyorum ama gönlüme göre bir ayakkabı bulamadım... güzel modellerin olduğu bi yer bileniniz varsa bana bi sölesin :)

* gnoçki yaptım eve gidince pişirip yiyeceğim acaba nasıl oldu merak ediyorum. dünya mutfaklarına sardırmış durumdayım bu aralar. yanına da bi de değişik kokteyllere de sardırmak istiyorum ama sanırım evim bunun için pek müsait değil.

* sormak, sorunca tatmin edici cevaplar alamamak. tatmin edici cevaplar alamayınca sorgulamaya başlamak. ama sorgulamak istememek... sorgulamaya gereksinim duymamak, böylelikle yaşamak istemek. hür ve mutlu
* hür deyince 3 hürel vardı zamanında.

* korkularla yüzleşmek/ yüzleşmemek / yüzleşmeyi istememek.

*iradeyle verilen mücadele sonrasında, iradeyi yendiğimi düşünüyorum. ama öyle de sanıyor olabilirim...

* en sonunda kaderci olmak...

The Tea Party - Temptation

29 Nisan 2008 Salı

zorla bunalıma sokulmak

bir insan zorla bunalıma sokulamaz değil mi? ama oldu! bu benim başıma geldi...
etrafımda herkes " bugün neyin var? çok sessizsin, hayırdır?" gibi sorular sorarak beni sonunda bunalıma sokmayı başardılar. helal olsun! çok sağolun.
oysaki ben ne kadar da mutluydum ve rahattım. tamam sessiz duruyor olabilirim ama gerçekten normaldim bir şeyim yoktu. söylendi söylendi herkes sonunda ne oldu bunalıma girdim... hayır ben her dakika mutlu olmak zorunda mıyım? ya da her dakka enerjik olmak zorunda mıyım?

ve bugün şuna karar verdim; bunalımda olduğum zaman daha mutlu oluyorum! sahte bi mutluluk ama oluyor işte, çok da enerjik oluyorum... sahte bi durumlar oluyo o zaman. işte o zaman ben hem kendimi hem etrafımı kandırmaya çalışıyorum bence..

Vertical Horizon - Echo

26 Nisan 2008 Cumartesi

yalancı - mum - mim

* yalancının mumu erken sönermiş....
bu blog işini çok fena saklamaktayım ama bir gün yakalanıcam diye çok korkuyorum...yakalandığımda ne kadar güven verici bir insan olduğum da ortaya çıkacak tabiki bu duruma düşmek istemiyorum.

* bilkentin may festine kenan doğulu gidiyormuş, ben de gitmek istiyorum..

* çok dertliyim ve gerçekten derdimi anlatamıyorum. çok sıkıntılıyım. sıkıntımın geçmesi için her şey benim elimde bunun da farkındayım ama toparlayamıyorum kendimi...

* stajımın bitmesine 5 ay kaldı ve ben çok boş bir hayatım olduğunu düşünüyorum. hiçö bir şey yapmadan geçiriyorum günlerimi. en büyük derdim hafta sonu ne yapsam? nereye gitsem? bunlar üzerine o kadar çok kafa patlatıyorum ki yakında kendim patlıcam...

* saçlarımla uğraşasım, hatta alışveriş bile yapasım yok sanırım bunalımda da değilim :) ama bi sıkıntılıyım yani nedenini bilmiyorum. çok bi alkol alasım var ama alamıyorum da :s

* sena beni mimlemiş onu yazayım :) ben lisedeyken daha çok kitap okurdum, ünideyken okumazdım çok ders kitaplarım canıma yetmişti. bu ara okumayı planladığım kitaplar anna karenina 2-3-4 ciltler, buket uzuner'in kumral ada mavi tuna adlı kitabını yıllarönce okumuştum tekrar okumak istiyorum. bi de elif şafak'ın med- cezir ve şehrin aynaları kitaplarını okumayı planlıyorum :) bu kadar umarım yeterli olmuştur. hmmm ben kimi mimlesem acaba?? bridget ve pamukkumu mimliyorum :))

Kenan Doğulu - Aşkım Aşkım


24 Nisan 2008 Perşembe

anestezi- etki altında kalmak

* dün gittiğim anestezi filminin etkisi altında nasıl kaldığımı anlatamam... film çok basit esasında, efekt yok, hiç bişi yok normal bir film. germek için hiç bir şey yok. ne bir müzik ne bir aksiyon.. ama film o kadar gerici bu konuda baştan uyarılmadığımız için sinirlerimiz bozuldu.

filmin bu kadar basit olması etkisi altında kalınması için yeterli bir neden sanırım. bu kadar basit ama bu kadar herkesin başına gelebilecek bir şey... neyse daha fazla anlatırsam filmin sonunu da söyleyeceğim. yapaım böyle şeyler dayanamam o nedenle bu konuyu daha fazla uzatmayayım...

* detoksa başlayacağım, kendimi psikolojik açıdan hazırlamaya uğraşıyorum. başladığımda gün gün anlatıcam detoksa maceralarımı :) yanıma arkadaş arıyorum... beni denetleyecek birini var mı yardımcı olmak isteyen? :)

* kaybedeceğimi düşündüğüm bir dava hakkında esas hakkında beyan vermem lazım. nasıl yapacağım bilmiyorum.. elimde hiç kaynak yok. hakimin fikrini değiştirebilecek.. ve müvekkil de çok kötü bir durumda of çok zorlanıyorum çok

* artık gelecek hakkında bir şey düşünmeden anı yaşamaya karar verdim. çok zor olacak bu benim için ama kararımı uygulamaya çalışacağım. ikizler yükseleni olan bi insan için çok zor aldığı bir kararı uygulaması. anında fikir değişebiliyo :S günlük yaşayacağım bundan sonra gerçekten sonuçta kendi psikolojimi bozuyorum abuk subuk şeyler düşünerek. bugün yaşadığım şeylerden dolayı çok mutluyım mesela :) bakalım yarın neler olacak.

* her gün bisiklete binmeye karar verdim bundan sonra. hatta işe de bisikletle gidip gelmeyi düşünüyorum ama bakalım işalla yapabilirim :) ahaha yalnız komik bir görüntü olacak döpyesle bisiklet süren bir insan :P kask falan da alayım bare :) kendime sevimlilik kayatım biraz. çok sevimsiz olduğumdan dolayı ihtiyacım var biraz daha sevimli olmaya :P ehehe

* kararsızlıklardan kurtulmak istiyorum, midem bulanmasın, başım dönmesin, sırtım ağrımasın istiyorum

Piiz - Sen Yokken

23 Nisan 2008 Çarşamba

sabit fikirli miyim?
olabilirm, neden olmasın. evet evet öyleyim....
hatta bi de inatçı ve baskıcıyım...

18 Nisan 2008 Cuma

başka işim yok mu benim ya?

sapkınlık boyutunda insanların ellerine, kollarına, yüzlerine, kıyafetlerine dikkat ediyorum... ve bunu uzun bi süredir yapıyorum. hıncal uluç edasıylan oturuyorum televizyon karşısına kim ne giymiş? kimin eli nasılmış? ya da adliye koridorlarında ya da efendime söleyeyim oturduğum bi yerde bunlara dikkat eder oldum.

ben kendime "başka işin yok mu kızım senin? bu konuda kendini bilirkişi mi ilan ettin ayol? sanane insanlar ne giyerse giyer. illa senin zevkine göre giyinecek değil ya insanlar..."

kendim bana " ya ama gerçekten çok komik oluyo bazıları, çok abartıyolar bi şekilde. bi şey fazla oluyor nedense, gözüme batıyor dikkat etmeyeyim mi ya?"

ben kendime "alla alla sanane! insanlar senin istediğin şekilde giyinmek zorunda değil!"

kendim bana "........"

doğru söze ne denir? ben'in kendime söylediğim şey çok haklıydı :))

beyaz showu izliyorum da, ben ne "LOST" izlerim ne oradaki oyunculardan haberim var... ne de türkiye'ye gelen bu amcayı tanırım... artı kendisini hiç de beğenmedim fotolarına baktığımda...
herkes de aynı dertten muzdarip galiba izlemiyorum lost deyince "aaaaaaaa nası izlemezsin? bence izlemelisin" kardeşim izlemicem sanane!!!!! sanane!!! keyfimin kahyası mısın ya?
bu dayatmacalık neden?

(bu bergüzar korel acaba içine sütyen giymemiş mi?)

aaa sütyen deyince aklıma geldi, bizim ünide bi hocamız vardı kendisi 1. sınıfta Türk Dili dersimize girerdi. adam gerçekten manyaktı sanırım. kelimelerin doğru yazılışlarını sormuştu finalde hatırladığım kadarıyla 5 kelimenin doğru yazılışını sormuştu. bunlardan 2 tanesi menapoz ve sütyendi, inanın doğru yazılışlarının ne olduğunu hala bilmiyorum o zaman da bilmiyordum...zaten kaldım dersten... sonra hocanın sapık olduğuna karar verdik :) her neyse öyle :)

Bugün müzik yok - fonda beyaz show :)

17 Nisan 2008 Perşembe

deja vu

az önce moviemax'te bir film izledim adı "özgürlük yazarları" filmi izlerken nedense baya bi deja vu oldum. ben bu filmi bi şekilde bi yerde izlemiştim sanki diye sonra düşündüm taşındım, benim izlediğim filmde başroldeki öğretmen hillary swank değil michelle pfeiffer'dı.
baya bi etkilenilmiş gibi geldi bana. gerçi ben "dangerous minds"ı çok küöükken izlemiştim, aradan yıllar geçti filmin ayrıntısını hatırlamıyorum çok, ama hemen hemen aynıydı :)

bir öğretmen, çetelerin olduğu bir mahalleye gider orada öğretmenlik yapmaya başlar, sorunlu çocuklardır... öğretmeni terslerler sonra öğretmen birden kankaları olur.. aynı hikaye :D

gereksiz bi post oldu sanki

15 Nisan 2008 Salı

off

iki gündür rahatsızlığım nedeniyle evde yatmaktayım. ama gerçekten yatıyorum... yatakaldım yatakta daha da 2 gün daha yatmam lazım ama ben daha fazla dayanamıycam ve yarın iş hayatıma tekrar döneceğim çok sıkıldım evde... dün hele kımıldayacak halim yoktu. şu anda daha iyiyim ama belimde ufak bir problem var :S yatarak geçebilecek cinsten bişimiş anlamadım ne yaptım da oldu...
neyse sıkıcı b, konu odu

evde yatarken bütün kadın programlarını izledim, bazı gerekli bilgiler öğrendim :) ahhaa ve daha sonra internette bir gezeyim dedim, mesela cameron diaz'ın son halini görünce kendisinin ne kadar çirkin ve pürüzlü bir cildi olduğunu gördüm, şaşırdım..

şimdi de binbir geceyi izliyorum, arkadaşlar takıldığım bir nokta var, burada bir kız var küçük ama güsel ama embesil gibi!!! neden böyle salak rolü yapıyo? ya da neden daha güsel rol yapan bi kız almamışlar diziye.. bu kız çocuğu bı kadar salak olmasına rağmen erkek çocuk neden çok akıllı görünüyo?

şehrazat neden bu kadar bayık? baş roldeki kadın bayık olunca dizi tutuyosa ben de bayık olsam benim oynayacağım bi dizi de tutar mı? :s ve şehrazat neden gerizekalı? kocası hamile kadın olan nişanlısını terketmiş diye evi terkediyo? ilginç şeyler olabiliyor tabii...

ülkemin insanları gerçekten kafayı yedi... önceleri babalar eşlerini ve çocuklarını cinnet getirmek suretiyle öldürürken şimdi çocuklar annelerini, babalarını, anneler kocalarını ve çocuklarını öldürebilmekte... durum vahim, ekonomi mahvolmuş binlerce üniversite mezunu işsiz var... yazık bizlere yagerçekten yazık. 4 yıl hukuk fakültesinde okuyup ondan sonra ayda 800YTLye bi yerlerde çalışmak normal mi?! yazık bize ya...
yeter artık bi bakın halka da görün insanlar ne halde, kendi karılarınızın başını burbery eşarplarla örteceğinize biraz da halkla ilgilenin ya da yapamıyosanız defolun gidin artık!

gerçekten böle şeylerden bahsetmek hiç istemedim blogumda, sadece kendi hayatımdan kareleri yazmak istedim ama olmadı dayanamadım gene...





11 Nisan 2008 Cuma

iki arkadaşım var, sevgili bunlar...
gerçekten ikisini de sevmiyorum...neden bilmiyorum ama sevmiyorum. hayır yani gerçekten biraysel olarak da çift olarak da sevmiyorum onları...
böle sevgi pıtırcığı hallerini, yanımızda birbirlerine bademcik ameliyatı yapmalarını ıyhh

10 Nisan 2008 Perşembe

maddi dar boğaz

maddi bir dar boğaz içerisindeyim, bu dar boğazdan nasıl çıkacağım? gereçkten ciddi bir bütçe yapmam lazım. para nasıl yetişmiyor anlamış değilim, ayağını yorganına göre uzat diye boşuna dememiş atalarımız ama ne kadar uzatsam da olmuyor...
ne yapsam olmuyor, yani illa bi yerden bi açık veriyorum... açık vere vere bi hal oldum, benim bütçemi idare edecek birine ihtiyacım var... ooof yani ankarada param yetiyor ve artıyordu, ev kirası, faturalar vs. olduğu halde param artıyordu. ama burda ne ev kirası var, ne de başka türlü bir masraf ama para yoooook yetmiyyooooo!
bi de ailemle yaşamıyor olsaydım, neler olacaktı?

sanırım gece gezmelerime de bir son vermem lazım, hem bütçem de hem de bünyem de büyük bi delik yaratmaya başladı. evet bütçemi idare edemememin sebebini buldum sanırım, alkol almamalıyım artık. ne yapıp ediyorum, hafta içi para harcamayıp, hafta sonu bütün paramı alkole yatırıyorum. ama vücudumun herbir karesi haftasonu yaklaşınca "hadi eğlenceye, hadi alkole" demeye başlıyor bana.
ben de dayanamıyorum haliyle "e hadi o zaman gidelim" diyorum. "ama çok alkol almak yok" diye de ekliyorum. hiçbir şey yapamasam illaki evde bi kadeh şarap içiyorum...

kadınların sarhoşluğu da pis oluyor bence, ben de sarhoşken kendimi pek sevmem. ama benim sevdiğim şey alkol almış kafa :) biraz almaya başlayınca, başın hafif dönmeye, biraz eğlenceli bi hal almaya başlayınca işler işte o halimi çok seviyorum... ondan alkol almak istiyor bu vücut...

başımda bir dönme problemidir gidiyor, pek bir anlam veremiyorum bu duruma,aynı zamanda başım ağrıyor, aynı zamanda midem bulanıyor...


ya bi reklam var hani, kazım kanat falan oynuyo bi benzin şirketinin, koca koca adamlar takımlarının otobüsleriyle oynayıp abuk subuk sesler çıkarıyolar. bildiniz mi o reklamı? bence çok itici bi reklam, yolda benzinimin biteceğini bilsem yolda kalacağımı bilsem gene o benzinciden benzin almam.. almam böle inatlarım vardır....

o kadar tuhaf olaylarla karşılaşıyorum ki bu ara, evlerinde karıları bulunan kocaların başka kadınlara sarkması... ne kadar iğrenç... adamların borçları için karılarının koşuşturmaları, adamların da paralarını diğer kadınlarla yemeleri... karılarının bu durumdan rahatsız olmamış gibi görünmeleri.... tuhaf...

Piiz - Hadi Denizim

8 Nisan 2008 Salı

bugünlerde canım nedense sıkkın

hayatımda bir takım değişiklikler olmaya başladı sanki, bu durum sinirimi bozuyor mu? bozmuyor, ama gene de canım sıkılıyo...

mesela arkadaş çevrem değişiyor, hem de baya bi değişiyor.
tarzım ve tavrım değişiyor...
beğenilerim değişiyor...
isteklerim ve beklentilerim değişiyor...
kriterlerim değişiyor...

baya baya her şeyim değişiyor. mesela eskiden topuklu ayakkabı giydiğimi düşünemezken, şimdi neredeyse her gün giyiyorum ve bundan büyük bi zevk alıyorum...
eskiden kıskanç erkeklerden nefret ediyordum, artık hoşuma gidiyorlar...
eskiden eskişehiri sevmezdim artık sevmeye başladım. hatta yağmur yağdığında ayrı bir güzellik geldiğini düşünüyorum. yağmuru da sevmem ben mesela. ama bu şehirde nedense insanlar yağmur yağınca salaklamıyolar. paniklemiyorlar sakince durup yağmurun geçmesini bekliyolar, ya da yavaşça şemsiyeleriyle yürüyorlar. tedbirliler sanırım burdaki insanlar.
ben de şemsiye taşımayı sevmem ama yağmurda yürümek hoşuma gidiyo nedense :)
arabalar da abartmıyorlar, ıslatmıyorlar insanları. ankaradayken mesela ben nefret ederdim yağmur yağmasından. rogarlar tıkanırdı sel götürürdü her yeri. arabalar su sıçratırdı. burası öle değil ama ...
neden bilmiyorum hoşuma gidiyor :)

yeni arkadaşlarımı çok seviyorum. haliyle onlar bir günümün neredeyse tamamındalar. gün içinde görüşemezsem akşam msnde bi şekilde görüşüyorum onlarla, sohbet etmek ayrı bir keyif veriyor bana...

ayrıca aşık olmak istemezdim. aşk benim için kötü bir şeydi, bu konuda sanırım hala görüşüm biraz katı. ama aşık oldum. aşık olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. mutluyum

yaşadıklarımdan pişmanlık duymamayı öğrendim mesela zamanla :) ben benim artık beni kabul eden böyle etsin, etmeyen etmesin :)


5 Nisan 2008 Cumartesi

gel gel gel geeeeeel :D

şu anda konserden gelmiş yorgun bitap bir insanım :S ahaha ama bunları sizle paylaşmak istedim sevgili arkadaşlarım :)

gripin konseri vardı arkasından da biraz clup eğlencesi yaptık ama çok eğlenceliydi gerçekten. uzun zamandır bu kadar oynadığımı bilmem yani :)

gecenin olayı benim gitariste bakarak "gel gel geeeeel" diye bağırmam oldu. ben çağırdım ama o gelmedi ben ne yapayım. ben gideyim o gelmiyosa dedim ama ona da izin vermediler :) kendi kaybetti canıımm :p benim kadar güsel "gel gel geeel" diye bağıran bir insanla daha karşılaşamaz. he bana ne oldu sesimin kısıldığıyla kaldım :p

güseldi eğlendim. güsel söledi abim gene :) "girmiş kanıma bi kere zehir, çıkmaz artık kolay değil, gelsin biri gitsin biri sikicem gelmişi geçmişi" nidalarıyla bitti konser :) ihtiyacım varmış. yarın akşam da balodan sonra şööle genç bir grup halinde de gitmek istiyorum eğlenmeye :P ahhaha alışmış kudurmuştan beterdir diye boşuna dememiş atalarımız :)

ah dostlarım yatıp uyumaya ihtiyacım var ama ne olacak bilemedim benim sonum. gece yatmayı, sabah kalkmayı beceremiyorum, annem hep böle der :S bu saatlerin alınması işi beni mahvetti. hava da bi öyle bi böyle insana sinir basıyor yahu!!!

neyse gel gel gel geeeeeeeeeeeeeeeel :)

3 Nisan 2008 Perşembe

dün akşam üstü başıma gelen şeylerden sonra dedim ki kendime
" komik bi insansın ondan bunlar senin başına geliyo"
kendim de bana dedi ki " ne komikliği ayol böyle komik bir şey olabilir mi? bu şey komik olabilir mi?"
ben de kendime dedim ki " aaa niye öle diyosun gayet komikti, söylenmedim hiç hatta eğlenceli bi yan da buldum bu başıma gelen şeyde"
sonra kendim beni pek umursamadı, ciddiye almadı...

nayse ben başıma gelenleri anlatayım bare size, dün akşam üzeri bizim büronun müdavimlerinden (müdavim dediğime bakmayın yani öle işi düşen bir insan değil, işi olmadan boş boş oturmaya gelen biri) biri geldi... bıd bıd bıd vıd vıd vıd konuşuyo ama neler neler artık herkese bay gelmiş durumda biz de kaçtık bürodan bir kişi ile birlikte kurtulduk diye de seviniyorduk. hava da güzeldi ben de yürüyerekten otobüs durağına gittim, müzik de dinliyordum. her gün başıma geldiği gibi dün otobüsü kaçırmamıştım bu nedenle çok mutlu oldum. mutluluktan hiç bir şey düşünemez olmuştum :) ondan sonra otobüse bindim ve inmeme bir durak kala anahtarımı evde unuttuğum ve annemin evde olmadığı geldi aklıma :S ne şans ne şans....

esas komedi bundan sonra başlıyor. başladım sitenin içinde dolanmaya, biraz büyük bizim site gez gez bitmedi zaten. neyse ondan sonra markete girdim gözüm dönmüştü büyük boy rufles max aldım :) ben yaparım arada böle şeyler kocaman cipsi alıp onu yerim :) ondan sonra ben bitiremedim tabi
ama bgn akşam yiyeceğim :)

neyse işte böyle dün başıma gelenler. bugün başıma gelenler de komikti. saati olmayan bi duruşmada sıra bekledim. bu da tamamen yol yordam bilmememden kaynaklanıyor. :S ama olsun napayım arkadaşım vardı onunla sohbet ettim :) sonra hakim bey aldı bizi almadı esasında zorla soktuk kendimizi gözüne ama duruşmadık bile :S bi duruşma günü verdi yolladı bizi :P ehheh öle işte

bunlar acaba ben komik olduğumdan mı yokda talihsiz olduğumdan mı başıma geliyor anlayamadım...


2 Nisan 2008 Çarşamba

ne şekilde sıkılacağıma, ne şekilde dert yanacağıma karar veremedim bi türlü... illa bi sıkılıcam ya, dert yanıcam ya, bi bunalım olucam ya...illa yapıcam ya bunları, nasıl olsa acaba diye düşünüyorum...

neden böyleyim acaba?

mutsuz olmaktan, mutsuz görünmeya çalışmaktan sıkıldım artık. ben mutsuzum kardeşim istediklerimi yapamıyorum. tekrar hayal dünyama dönmeye başladım. gece yatarken olmayan, olmayacak şeyleri düşünmekten hayal etmekten sıkıldım... sonra onları rüyamda görmekten ve rüyadan uyanmaktan sıkıldım...

sadece rüyamda mutlu olmaktan da sıkıldım. neden rüyalar gerçek olmaz ki. yalanı mı yaşıyorum ne yapıyorum ben anlayamadım...

hava ısınırsa gelirim belki kendime. ama onun ısınmasına da çok var :(
dostlarımı özledim. hepsini yanımda istiyorum.. gülüp eğlenmek istiyorum...
of gerçekten kendimden tiksindim artık :S

neden ben? neden bunlar benim başıma geldi? ben normal kimseye zararı olmayan bir insandım. ama yalnız da değilim etrafımda var böle durumları olan insanlar. nolur beni yalnız bırakmayın...

*akp'nin artık meydanı boş bulmasını istemiyorum. adamlar durmuyor. daha hala uslanmadan anayasa değişikliği yapmaya uğraşıyorlar.... darbe olmadan rahat olmıcak bunlar sanırım...
bu kadar ayırımcı bir paket olabilir. bu kadar kanun yapma tekniğinden uzak bi hükümet, bu kadar başı boş bir yasama olabilir...

Teoman - Gönülçelen

1 Nisan 2008 Salı

ebelemece :D

ben böyle şeyleri çok severim :) hemen yazmaya koyulayım akşama kadar anca biter zaten, ama ondan önce bugünkü duruşmamı anlatayım, hiç heyecanlanmadım :D gerçekten aşırı bi sakinlik vardı üzerimde nedense :) rahat rahat girdim çıktım. cuma günü de iki adet var artık adliye koridorları beni bekliyor :D ehehe

şimdi de gelelim ebelemece sobelemece olayına, ben hakikaten böyle şeyleri çok severim. bridget saolsun beni bi sobelemiş hemen başlayayım. sanırım açıklamasız olarak ilk aklıma gelen şeyleri yazıcam :)

a- Ankara
b- adı lazım değil :) baş harfi
c- kardeşim
ç- çikolata
d- deniz
e- erik
f- fatura :S
g- gripin
ğ- simiti hatırlatıyo bana nedense
h- ahaha kahkaha atmak geliyo aklıma başka da bişi gelmiyor
ı- zayıf olmak
i- noktalı zayıf olmak
j- yabancılar hep böle isimlerinin baş harflerini falan kullanıyolar ya o geliyor aklıma mesela cj falan
k- bobişimin adının baş harfi
l- limoon, hatta soda limon, ya da votka limon gibi şeyler geliyor aklıma alkolik miyim neyim?
m- mandalina çok severim, metin günday (idare hukuku profum)
n- nana nanana nana nanana pamelanın böle başlayan bi şarkısı vardı :D
o- adı lazım değil :) baş harfi
ö- gene deniz geliyo, çünkü deniz özgürlük demek benim için
p- pelin, nil karaibrahimgilin şarkısı çok severim, bi de pamukkkumm
r- rintintin arabama verdiğim isim :) tintin gittiğimiz için bu adı koydum
s- ev arkadaşım
ş- hiç bişi
t- tekilaaaaaa
u- valla gene hiç bişi gelmiyo
ü- üniversite hayatım :))) :(((
v- vega, bi de vekalet harcı (yeni yatırdım da )
y- yargıtay ve bitmek bilmeyen içtihatları
z- zuzuuuuu

bu kadar saçma bir liste olamaz sanırım :S ahaha

ben de pamuukkumu sobeliyom :D o da yazsın bi zahmet :D

heycan var mı? hmm var sanki

*yarın ilk duruşmama çıkıcam, heycan var mı? var valla ama öle bi kendimi kaybetmişlik yok...stajyer insan bi de ezik gibi normal kıyafetiyle gidiyo duruşmaya yani cübbesiz... çok ezik ya çok eziğiz biz ya niye böle ya? mahkeme kalemindeki memurlar da eziyor bizi. sanki bi yıl hırs çıkarma çabasındalar :S töbeee laf edicem olmıcak korkuyorum kavga edicem diye :s tersim pistir de biraz...

*dün gece piiz konserindeydik. kendilerini pek bi beğendim, pek bi sevdim. güzel çalıp, güzel söyleyen bi grup. ama ara verdiklerinde çaldıkları parçalar beni biraz korkuttu, yani mesela hiç birini bilmiyordum neredeyse ve başım şişti. o kadar yaşlanmış olamam ya

*istediğim insan olamamak sinir bozucu :S mesela ben belki manken olmak istiyorum :p ahaha doğama aykırı yapmam öyle bir şey ahaha :D

*ya benim en yakın arkadaşlarım gidiyor ben tek başıma kalıcam burada :( mutsuzum

*hayatım boyunca topuklu ayakkabı giyemeyeceğimi düşünürken artık çok rahat giyiyor olmam ve giymeyi de çok istiyor olmam çok şaşırtıcı değil mi?

*mehmet ali birand'a karşı hem bir sempati besleyip hem de nefret ediyor olmam mümkün mü? çok ilginç yani kendisi beni çok güldürüyor, komik haber sunuyor bana kalırsa... ali kırca'yı izleyemiyorum mesela, bir de mehmet barlas var ıyhh donuk adam ifadesiz, heycansız aynı monotonlukta hayatı devam ediyor olsa gerek böyle bir adam beni bayar sanırım... neyse en çok mehmet ali birandı seviyorum sanırım :)

*aynı anda iki insanı sevebilir mi bir insan? ya da birine aşık olup öbürünü sevebilir mi? kafam karıştı anlayamıyorum nası olması gerektiğini...

Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam

28 Mart 2008 Cuma

adres problemi

* babamla aramızda bir adres problemidir aldı gidiyo, yani nerdeyse her tartışmada bana bunu söyleyip kendisini haklı çıkarmaya çalışıyo nedense? mesela
" aranızdaki problemleri konuşarak halletmeniz gerekiyor" der annem...
" konuşamıyoruz ne halletmesi" der babam " düşman mıyım ben? beni dinlemiyo hiç" diye serzenir...
" ...... :S" ben
"adres yaz diyorum dilekçeye onu bile yazmıyo" der babam
".... :S" ben gene...

hayır anlamıyorum yani bir adres bu kadar nası problem olur...

* "şarzzz" problemiiim vaaaarrrrr! yeter ya. az biraz dikkat! telefonunun pili biten herkes görür bunu okur! telefonda yazıyo kocaman "ŞARJ OLUYOR" diye... yoksa bizim konuşma özürlü halkımız alfabedeki "j" harfinin varlığından habersiz mi?

*düşünüyorum, öyleyse varım! ya düşünüyormuş gibi yapıyorsam o zaman neyim?

*maddi, manevi tazminat hakkı!

*of sıkıldım ben bu işten, sanırım maymun iştahlıyım.

*can sıkıntısı, baş ağrısı, regl ağrısı, can ağrısı... bunalıımm...

*iş yapma isteğim yok bgn sanırım. sıkıntılıyım bundan dolayı iş yapasım yok,iş yapasım yok bundan dolayı sıkıntılıyım... karışık ruh halindeyim...

*kendime soru: bir amelyat olup, bir yerini değiştirme hakkın var, neresini istersin?
kendime cevap: mümkünse ruhumu...



26 Mart 2008 Çarşamba

ayna

uyumadan uyandım
yine aynı dünyaya
karar verdim
kalmaya
baktım dedim ki aynaya
"acelen ne?"
olacaklar olacak
bir gun nasılsa
yaşa
sevdiklerin var burada
hala
yaşa
seni sevenler var burada
hala

teoman iyi ki varsın demek istiyorum. sen olmasan bu gariban insanlar ne yaparlardı? ve hemen

gel
oldugun gibi
tuzla buz et beni
camdanmışım gibi.
bana hatırlat
nasıl bir şeydi
bir şeye inanmak
tutkuya tutunmak
insanlar,
dünya düşmüş üstlerine
kıpırdayamıyorlar
insanlar,
denemiyorlar bile

gel
dudaklarımı sar
nefesini ver
tat bırak ağzımda
ilk sayfaya
döndür beni
haydi alt üst et
iyileştir

gel
haydi acıt beni
o bile yeter
çoraklığımda
istemezsen
eğer gelmezsen
öldür ama
affet beni

insanlaar dünya düşmüş üstlerine dönemiyorlar bileee :)

ya ben teoman'a karşı ayrı bir ilgi duymaktayım artık. eskiden bu kadar çok sevmezdim kendisini... sanırım hem o hem de ben olgunlaştım artık :) onun olgunluk durumunu sorgulamamak lazım bence ama ben olgunlaştım bunu biliyorum. eskiden benim için sözler bu kadar önemli değildi. bence teoman süper bir söz yazarı, süper bir müzisyen, süper bir yorumcu... ve ben kendisine o kadar da hayran bir insan değilim, yani tipini falan da beğenmem öle ergen kızlar gibi aşık falan da değilim kendisine. sadece takdir ediyorum kendisini. takdir etmek de bana düşmez ben ne müzik eleştirmeni ne de bir konservatuar öğrencisi falanım.
ben teomanın her türlü övgüyü hakettiğini düşünüyorum. bir de her şarkısında beni etkileyen bir cümlesi oluyor. vurucu bir cümlesi oluyor çok başarılı.
dün erkek arkadaşım "teoman dinleyip de benden ayrılmayasın" dedi bana. çünkü hep ayrılık şarkısı yazıyomuş teoman bilmem ne :) ehehe

ha bir de güneri civaoğlu'nun programında teoman demişti ki; "şarkıların pek çoğu yalnızca bir kişiye yazıldı" biri yüzünden acı çekmiş evet ama adam bunu o kadar güsel anlatıyor ki :) öle emre aydın gibi bütün albumde "ben yalnızım ölüyorum aşkından ama senin haberin yok" modunda da değil bütün albumu bi konuya yoğunlaştırmıyo :))

eheh neyse...

Teoman - Dursun Dünya

24 Mart 2008 Pazartesi

hayat başladı

Bugün sonunda adliye stajım bitti, ben artık büroda ikinci 6 ayını doldurmayı bekleyen bir insan oldum :) ve beni yarından itibaren zor bir hayat, hayatın gerçekleri tüm çarpıcılığıyla bekliyor olacak. Artık sabah uykularına veda edicem, öyle canım isteyince 10da canım isteyince 9da gitme vakti bitti artık. Hayat benim için başlıyor sanırım.

Babamın yanınd çalışacak olmam benim rahat olacağım anlamına gelmiyor aksine daha çok zorlanacağım çünkü babamın benden beklentisi biraz fazla ve ben şu anda bu beklentileri gerçekleştiremiyorum ne yazıkki. Ve bu nedenlerle babamla sürekli bir kavga halindeyiz. Dünyanın en iyi anlaşabilen çifti oluruz sanırım babamla. Mesela babam verilen işin verildiği gün yapılmasını ister bense beklerim keyfim gelince yaparım. Ama karşımdaki insandan bişi istediysem o işi istediğim gün yapmazsa sinirlenirim…

Sonra acı gerçekleri insanların suratına pat diye sölerim, babam da aynı benim gibidir. Ya da ben aynı babam gibiyim. aynı şekilde huysuz olan iki insanın anlaşamaması kadar doğal bişi yok esasında… babam terazi ben koç burcuyum bildiğim kadarıyla ikisi de baskın birer burç bu nednlerle anlaşamıyoruz. Oof yani. Bundn sonra artık 24 saat babamla beraber olucam çok sinir bozucu olacak. Ben eve gelmesem mi ne yapsam bilemedim. Ayrı eve çıksam da bare evde ayrı olsak. Hem işte hem de evde aynı insanla olmak çok sinir bozucu. Bir de benim bazı sıkıntılarım var benim bi odam yok. Stajyerlerin odası olmaz çok normal çünkü adı üstünde stajyer, gelip geçici gösle bakılıyor. Hadi odayı geçtim benim bi masam da yok ya :S çok sinir bozucu bütün gün laptop kucağımda dilekçe yazmaya çalışıcam çok kıl…. Ha bi de ben geçici bi insan da değilim ki orda şimdilik en az bi 5 / 6 yıl büroda olmayı planlıyporum bu nedenlerle sanırım bir oda istemeye hakkım var.

Ayrıca stajyerlerin pek çok sıkıntıları var mesela sanki biz insan değiliz ve biz hastalanamayız. Sosyal güvencemiz yok, maaş alamıyoruz çünkü stajyer olduğumuzdan dolayı kanunda çalışmamız yasaklanmış durumda. çok mağduruz arkadaşlar. Adaletin savunucusu olacaz ama kendimizi korumaktan aciziz şu anda.

Heh ben gene eski tarzıma kavuşmak üzereyim sanırım alakasız şeylerden bahsetmeye başlayacağım böylelikle kimliğimi deşifre edicem diye korkuyorum :S ben İstanbul’a gitmek istiyorum. Çok özledim. 4 yıl oldu ben gitmeyeli. İnsan gerçekten görmek istiyor.

Belki de istediğim istanbula gitmak değil trenle uzun bir yolculuk yapmak istiyorum. Yolculuk yapmak istiyorum. Gittiğim yerde her şeyden uzaklaşmak düşüncelerimden arınmak kısacası huşu içerisinde buraya tekrar dönmek istiyorum.

Kendime bir defter yapmış bulunaktayım süreliişlerin sürelerini oraya yazacağım. Düzen lazım değil mi? :) şu anda beni tek memnun eden durum bu :) nasıl küçük şeylerden mutlu olabiliyor muymuşum acaba? :)


Teoman – Sürpriz

23 Mart 2008 Pazar

ben de doğduuum

şu mart ayı hakikaten pek beraketli bi ay maşalla herkesin doğum günü neredeyse bu ay :D işin komik tarafı erkek arkadaşımla doğum günümüz 1 hafta arayla, mesela bi de ekim ayı böyledir benim için çoğu insan ekimde doğmuştur...ya da benim çevremdeki herkes ya mart ya da ekim ayında doğmuş :D ehehe çok acayip bir genelleme oldu bu be...

neyse benim doğum günüm cuma günüydü çok şımardım cuma günü, çok içtim ama kendimi kaybetmedim,eve gelince 4e kadar oturdum ayılayım da öyle uyuyayım diye ayıldım da öyle uyudum böyle yapmak iyi oldu çünkü uyusaydım gelir gelmez 6 da kalkardım gene manyak gibi :S

bir sürü hediyem vardı poşetlerini toplayamadım bile oof fenaydı yani
* ya ben deniz kenarında olmak istiyorum, ben istanbula gitmek istiyorum. gidip bi gezip gelmek sonra hayatıma devam etmek istiyorum çok sıkıldım bi hava değişikliğine ihtiyacım var benim.
*en yakın arkadaşlarımdan biri avustralya'ya gidiyo 20 gün sonra ben gene kalacam yalnız biraz bunalım yapıcam o gittikten sonra of ya :( valla o olmazsa ben ne yaprdım bilemiyorum onun başını da en az ingiltere de olan arkadaşım kadar ağrıtıyordum. şimdi ben 2 dostumdan da uzakta kalıcam ya aman.
*hava bugün 25 derece olacak diye dün ne kadar sevinmiştim, ne bileyim ben bu sıcaklığın yağmur boğukluğundan kaynaklanacağını. ben de boğuklaştım bi anda.. böyle boğulu verdim sanki havanın biraz rahatlaması lazım sanki benim rahatlamam için...çok sinir bozucu...
*of daha yazacak çok şeyim vardı da unuttum ben gene ya :S ehehehe

Şuna da Bak- Pamela

20 Şubat 2008 Çarşamba

merabaaa

ben esasında eski bi blog yazarıyım ama bi takım nedenlerden ötürü diğer adresimi kapamak zorunda kaldım ve de burdayım... bu sefer kimliğimi deşifre etmeden burdayım. blogun bir derya olduğunu düşünecek olursak benim tanınmama isteğimin gerçek olabileceğini düşünebiliriz.

şimdilik bu kadar :)