- boş bir hayatım var.
- oldukça sıkıcıyım.
- ailemle sürekli kavga ederim. bu akşam ki en son kavga biraz onur kırıcı oldu eşyalarımı toplayıp burdan gitmeyi bile planlıyorum. daha fazla aynı evi paylaşamayacağımızı düşünüyorum çünkü.
- bu kadar.
28 Temmuz 2008 Pazartesi
25 Temmuz 2008 Cuma
matthew fox aşkına
kendisini beğeniyor ve seviyorum. çok yakışıklı olmasa da çekici geliyor bana hep de öyle olmuştu. yaşı büyüdükçe daha bir karizmatikleşmeye başladı sanki.
küçükken TRT1 de iğrenç dublajlı diziler izledik yıllarca. onlardan biri de Party Of Five'dı bi de 7th heaven vardı köpekleri mutlu vardı falan. o dizide de matt adında bir genç vardı. gerçek adı neydi acaba? :S hatırlayamadım.
neyse bunlar benim ergenliğimin dizileriydi o dönemde de beğendiğim insanları hep beğendim sanırım. matthew fox, bence vantage point'te çok şaşırtan ama bir o kadar da iyi bir oyunculuk sergiledi. kendisine olan aşkımın depreşmesinin nedeni dün gece rüyamda görmüş olmam. çok da etkileyici ve gerçekçi bir rüyaydı. bitmesini hiç istemedim :S
matthew fox aşkına bu gece de aynı rüyayı görsem iyi olurdu sanki :)
24 Temmuz 2008 Perşembe
evlenme meraklısı mıyız?
toplumca evlenme meraklısı mıyız acaba? bugün bunu her zamankinden daha çok merak ettim.
şimdi şöyle 1983 doğumlu bir dişi insan evlenmek isteyebilir bunu anlarım. tamam evlenir bunu da anlarım.
bu dişi insan avukatsa işleri yolundaysa neden evlenmek ister ki, hem de bu yaşta? hadi istedi evlendi, neden dünya güzeli seçilmiş ya da dünyayı fethetmiş edasıyla gezer?ben anlam veremedim buna. kız çok güzel allah var yani şimdi. ama ben de güzelim yani bu nedenle çekememe gibi bir durumum yok. ama kocasını koluna takıp büyük bir iş başarmış edasıyla neden gezersin a be insan? gerçi dişi insan adamı kafeslemenin zaferiyle dolaşabilir ortada. esasında bu durum için çok güsel bi lafım var ama söyleyemeyeceğim buralarda. hayır dayanamıyorum söyleyeceğim :)
"verdim rahatladım..." edasıyla geziyor :D
bence çocuk yapılmayacaksa evlenmenin bir anlamı yok. ayrıca bu dünyaya çocuk getirmenin de bir anlamı olmadığına göre evlenmenin de bir anlamı yok :) nasıl bir kısır döngü içerisine soktum kendimi :) ama bir döngü değil gerçi sona eriyo :)
anlam veremiyorum insanlar da bu evlenme hızı nedir? ben de çok istiyordum evlenmeyi esasında ama işe başlayınca durumun sandığım kadar da kolay olmadığını farkettim, ben işi ve evi bir arada götüremeyecek bir insanım :s işte kendimi çok fazla hırpalamama rağmen eve gidince serilip kalıyorum. bunalıma da girdiğimi düşünüyorum. nedenini bulamıyorum... midem ağrıyor, acıyor, kusuyorum, sonradan öğreniyorum ki reflü başlangıcı varmış :S ilaç kullanmaya başlıyorum. ama bu durumun nedense psikolojik olduğunu düşünüyorum.
Sertab ERENER - Hadi Yüreğim Gayret
18 Temmuz 2008 Cuma
keyifsizlik/ fedakarlık
keyifsizliğin türk dil kurumunun güncel sözlüğündeki anlamı keyifsiz olma durumu.
keyifsizin anlamı ise iki tane
1- sağlığı pey yerinde olmayan
2- neşesiz
bana uyan neşesizlik sanırım
fedakarlığa gelince; fedakarın anlamına bakarsak özverili çıkıyor.
evet ben bugün kardeşim ve ailem için en büyük hayallerimden birinden vazgeçiyorum, hatta en büyük hayalimden vazgeçiyorum. belki de geleceğimden vazgeçiyorum.
hakkaten vazgeçiyorum. kendime de inanamıyorum. hayır ya inanabiliyorum bu benim yapacağım türden bir davranıştı zaten.
aldırma
Her gün bir şey daha biter
Giderek acı vermez biten şeyler
Kayıtsız bir razı oluş başlar
Sıradan izler bırakır en tutkulu aşklar
Aldırma deli gönlüm
Giden gitsin
Sen şarkilar söyle içinden boşver
Yalanlarla yasaklarla
Yazılır hesabına günah günler
Bitmez bu son pişmanlıklar ah
Soluyor birer birer içimizdeki güller
15 Temmuz 2008 Salı
psişik güçklerim var
psişik güçlerim var ve ben bundan çok rahatsızım. en azından bugün çok rahatsızım. geçen cuma akşamı annem tutturdu bana fal bak diye. neyse fal bakarken dikkat edilmesi gereken şeyin fincanda gördüklerini söylemek ve bunun üzerinden yorum yapmak değil de içinden geçenleri söylemek olduğuna kanaat getirmiş bir insan olarak annemin fincanına baktıımda ilk hissettiğim şey bir cenaze bir ölümdü. ondan sonra anne al ben bakamıcam buna dedim. ondan sonra annem bunu her ne kadar "sen bizimle ilgili bir şey yapmıyorsun, bizimle ilgili bir şeye katılmıyorsun" hatta hatta"bize faydan değmiyo" şeklinde yorumlasa ve bunu bana söylese de işin aslı o değildi :S
neyse dün gece haber geldi korktuğum da başıma geldi. büyük dayımız vefat etmişti. :S
ve ben bir daha fal bakmayacağım. buna karar verdim. :S geçen arkadaşıma bakarken de birden burnum kanamaya başlamıştı. öle işte bpaylaşmak istedim
11 Temmuz 2008 Cuma
sinir krizi geçirmek
sinir krizi geçirmek nasıl oluyomuş şu günlerde onu çok iyi anlıyorum. bir insanın diş etlerinin dişlerini sıkmak suretiyle nasıl da şiştiğini nasıl da kanadığını anlamaya başladım.
sonucu belli bi şeyi daha fazla uzatmanın ne anlamı var bilemiyorum. sürekli dert yanan bi insan gerçekten değilim ama sürekli bi problemim var bu ara, sürekli bi dertliyim zaten herkes kendine dertli değil mi?
3 yıllık erkek arkadaşımla bir süredir aramızda çok büyük problemler var. bi kısmı da benden kaynaklanıyo esasında hepsi benden kaynaklanıyo. ben bi türlü ilişkime odaklanamıyorum. sinirlerim bozuluyo. arada başka insanlardan da hoşlandım en büyük problem de bundan kaynaklanıyo sanırım. eskisi gibi olmuyor işler bi türlü. uzaklık yaramadı bana. 3 yılın 1 yılını birbirimizden uzakta geçirdik ve ben gerçekten çok zorlanıyorum. kendimi ifade etmek çok zor geliyor. artık dayanamıyorum. ama ayrılamıyorum da nedenini bi türlü çözemedim. seviyorum ama aynı zamanda sevmediğimi de düşünüyorum. sevdiğim bi insana böle davranmazdım herhalde. ama yalnız kalmaktan da çok korkuyorum hayatım boyunca yalnız kalmak istemiyorum. nihayetinde evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum. çocuk sahibi olmak istediğim için evlenmek istiyorum zaten. neyse yani daha çok erken ama günün birinde olacak bu yani ama onun için doğru insan gerekiyor. doğru insan va mı?
doğru insanın tanımı nedir? doğru insan nasıl olmalıdır? ne yönlerden tatmin ederse doğru insan olunur? yakışıklılık bir kriter midir? ya da kriter nedir? bu işler nasıl yürür? ayrılmanın vebali nedir? bi insan bunu nasıl kaldırır?
bu sorularını cevaplarını ararken bir süredir kayboluyorum abuk subuk şeyler düşünüyorum. bilen varsa anlatsın lütfen
9 Temmuz 2008 Çarşamba
61,8
şok içerisindeyim, 3haftadır spor salonuna gidiyorum. dün ölçü verdim ve ne görüyorum spor hiç bir işe yaramamış, kilo vermek bi yana bir de kilo almışım yemeklerimi azaltmama rağmen :S hadi kilo aldım diyelim ama belki bi sıkılaşma vardır diye düşündüm bi an, ölçülerim küçülmüştür diye düşündüm ama hayır. ölçülerim de aynı :S hiç bi yerimde bi azalma yok. bi de üstüne basenlerimin 1 cm. kalınlaştığını öğreniyorum. bunun üzerine hırsla spor yapıp sonrasında da yüzmeye gittim.
kendimden geçercesine, kendimi zorlayarak yüzdüm gören beni olimpiyatlara hazırlanıyo sanardı herhalde. (kendi olimpiyatlarıma) tabi buüyük bi hırsla yüzerken ben birden kafamı duvara çarptım. burnum şişti. başım ağrıyo uyuşuyorum falan. bütün aksilikler beni buluyor. çok sinirliyim sanki.
ya bi insan nasıl kilo veremez :S ben hala buna takılı kaldım spordan sonra evde tartıldığımda gayet de 1,8 kilo vermiş çıktım ama anlamadım ya. ben yemek de yemiyorum ki :S öff
bunalımdayım sanırım bu nedenle şişyorum. tatile gidesim yok alış veriş yapasım yok mesela :S
7 Temmuz 2008 Pazartesi
isteksiz
çok isteksizim bugünlerde nedense bir şey yapasım yok, bugün nedense işe gelmek çok zor geldi, gelmek istemedim, bunu babama söylediğimde bi dövmediği kaldı...
hafta sonu istanbuldaydım çok güseldi. gezmek tozmak... bana bu kadar tatil yeter sanki. bodruma gidesim yok, babamlarla bir uzun yol daha kaldıramayacağımı sanıyorum, hatta sanmıyorum eminim!!!
tatil olarak evimde bütün gün yatsam yeter bana. bu durumu anlamlandıramıyorum. ciddi anlamda ailemden bunalmış durumdayım. tek kişilik bi yaşam alanı istiyorum çok şey mi istiyorum? sanırım tatile tek başıma çıkıcam... mantıklı mı? bilmem ama amaç kafa dinlemekse her yerde dinleyebilirim. ailemin yanı hariç...
bugün mutsuz olmamın sebebi de işe gelmek istemememdi. yani ben daha bir stajyerim burda çalışan değilim o yüzden bu kadar sıkmalarını hatalı buluyorum. zaten bunca ay gayet her gün vaktinde gelip gidiyordum yani bir gün gelmek istemedim...bir güncük...
bi kaç gündür özgür çevik dinliyorum. çok beğendim şarkılarını. akademi türkiye'de de birincilik onun hakkıydı bence. bariz bi bçimde yanmişti hakkı. neyse allah rahmet eğlesin barış akarsuyu da severdik. şarkılar gerçekten güzel bence dinleyin. mesela "bu bir veda" ile başlayabilirsiniz bence. dinlemesi gerçekten güzel...
istanbul'da bi plaka gördüm şok oldum görünce "34 bss 26" bu nası bişi ya :D benim olmalı o plaka :D
daha önce belirtmiş miydim hatırlamıyorum ama, hayatımda bulunan 2 erkeğin yüzünden bunalıma girmiştim. artık düşünmemeye karar vermiştim en sonunda. ama gene bu iki erkeğe karşı isteksizlik var :P yani yap dediklerini yapasım yok nedense...bunun istanbula gitmiş olmamla bi bağlantısı var mı? olabilir...
sonunda lost izlemeye başladım...neden başladım bilmiyorum mahalle baskısı :P
ehhe neyse
Tea Party - Heaven Coming Down
2 Temmuz 2008 Çarşamba
içimdeki canavar
* içimde bir canavar var
* içimdeki canavar bir yere sığmıyor
* içimdeki canavar bir türlü doymuyor
* içimdeki canavar sürekli beni mutsuz ediyor
* içimdeki canavar bi yemek yiyince bi de alış veriş yapınca mutlu oluyor
* içimdeki canavar beni sürekli yoruyor, yoruldukça mutsuz oluyorum, ilgimi veremiyorum hiç bir şeye
* içimdeki canavardan nefret ediyorum